Anasayfa    Bize ulaşın    Kuran Meallerini Mukayese Et (Masaüstü program versiyonu)  
 

Kur'an-ı Kerim'in Lafzı ve Ruhu
Bu site Kur'an hakikatlerini Kur'an'ın ruhuna uygun olarak size ulaştıran ve bu konudaki bütün yanlışlıkları düzelten tek sitedir.

  • İhtarlarımıza ulaşın
  • Sitemizin masaüstü versiyonu hazır, bilgisayarınıza yükleyin!
    Kuran Meallerini Kıyasla (www.kuranmeali.org) Masaüstü versiyonu kullanımınıza açılmıştır. Sağ sütundan "masaüstü Kuran Meallerini Kıyasla" programını download ederek, bilgisayarınıza yükleyebilirsiniz.

  • Kuran Meallerini Kıyasla v2.1.1 masaüstü sürümü
  • Kuran-ı Kerim » 41 / FUSSİLET - 22
    Sonraki Ayet : http://www.kuranmeali.org/kuran_meali.aspx?suresi=fussilet&ayet=23
    Ayetin Tefsiri : "FUSSİLET suresi, 22. ayeti" tefsiri

    1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54

    وَمَا كُنتُمْ تَسْتَتِرُونَ أَنْ يَشْهَدَ عَلَيْكُمْ سَمْعُكُمْ وَلَا أَبْصَارُكُمْ وَلَا جُلُودُكُمْ وَلَكِن ظَنَنتُمْ أَنَّ اللَّهَ لَا يَعْلَمُ كَثِيرًا مِّمَّا تَعْمَلُونَ

    Ve mâ kuntum testetirûne en yeşhede aleykum sem’ukum ve lâ ebsârukum ve lâ culûdukum ve lâkin zanentum ennellâhe lâ ya’lemu kesîren mimmâ ta’melûn(ta’melûne).

    1.ve: ve
    2.mâ kuntum: siz olmadınız
    3.testetirûne: setrediyorsunuz, gizliyorsunuz, saklıyorsunuz, sakınıyorsunuz
    4.en yeşhede: şahitlik etmesi
    5.aleykum: size, size karşı (aleyhinize)
    6.sem'u-kum: kulaklarınız
    7.ve lâ: ve olmaz
    8.ebsâru-kum: gözleriniz
    9.ve lâ: ve olmaz
    10.culûdu-kum: ciltleriniz, derileriniz
    11.ve lâkin: lâkin, fakat
    12.zanentum: siz zannettiniz, sandınız
    13.enne: olduğunu
    14.allâhe: Allah
    15.lâ ya'lemu: bilmez, bilmiyor
    16.kesîren: çok
    17.mimmâ (min mâ): şeyden
    18.ta'melûne: yapıyorsunuz

    İmam İskender Ali Mihr :Kulaklarınızın, gözlerinizin ve cildinizin (uzuvlarınızın) sizin aleyhinize şahitlik etmesinden (edeceğinden) sakınmıyordunuz. Ve lâkin yaptıklarınızdan çoğunu Allah'ın bilmediğini zannediyordunuz.
    Diyanet İşleri:“Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şâhitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lâkin, yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz.”
    Abdulbaki Gölpınarlı:Ve siz, kulaklarınızın, gözlerinizin, derilerinizin, aleyhinizde tanıklık edeceklerini ummuyor, onlardan hiçbir şeyinizi gizlemiyordunuz ve hattâ sanıyordunuz ki yaptıklarınızın çoğunu Allah bile, şüphe yok ki bilmez.
    Adem Uğur:Siz ne kulaklarınızın, ne gözlerinizin, ne de derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz, yaptıklarınızdan çoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz.
    Ali Bulaç:"Siz, işitme, görme (duyularınız) ve derileriniz aleyhinize şahitlik eder diye sakınmıyordunuz. Aksine, yaptıklarınızın birçoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz."
    Ali Fikri Yavuz:Kulaklarınız, gözleriniz ve derileriniz aleyhinize şahidlik eder diye sakınmamıştınız ve muhakkak zannetmiştiniz ki, Allah, yaptıklarınızdan bir çoğunu bilmez.
    Bekir Sadak:Siz, gozleriniz, kulaklariniz ve derilerinizin aleyhinize sahidlik edeceginden korkarak kotu is islemekten cekinmiyordunuz. Hayir; Allah'in, yaptiklarinizin cogunu bilmedigini saniyordunuz.
    Celal Yıldırım:Siz, kulağınızın, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinize şâhidlik ederler diye hiç de sakınıp gizlenmiyordunuz. Bilâkis yaptıklarınızın çoğunu Allah bilmez sanıyordunuz.
    Diyanet İşleri (eski):Siz, gözleriniz, kulaklarınız ve derilerinizin aleyhinize şahidlik edeceğinden korkarak kötü iş işlemekten çekinmiyordunuz. Hayır; Allah'ın, yaptıklarınızın çoğunu bilmediğini sanıyordunuz.
    Diyanet Vakfi:Siz ne kulaklarınızın, ne gözlerinizin, ne de derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz, yaptıklarınızdan çoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz.
    Edip Yüksel:Ne işitme ve görme organlarınızın, ne de derilerinizin aleyhinizdeki tanıklığını gizlemeye gücünüz yetmez. Buna rağmen siz yaptıklarınızın çoğunu ALLAH'ın bilemiyeceğini sanıyordunuz.
    Elmalılı Hamdi Yazır:Evvel kulaklarınız ve gözleriniz ve derileriniz aleyhinize şahadet eder diye sakınmaz idiniz ve lâkin zannetmiş idiniz ki Allah yaptıklarınızdan bir çoğunu bilmez
    Elmalılı (sadeleştirilmiş):İlkin kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinize şahitlik edeceğinden sakınmazdınız, fakat Allah 'ın yaptıklarınızdan birçoğunu bilmeyeceğini zannetmiştiniz.
    Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2):Siz kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinizde şahitlik edeceğinden korkarak kötülükten sakınmıyordunuz. Fakat yaptıklarınızdan bir çoğunu Allah'ın bilmeyeceğini zannediyordunuz.
    Fizilal-il Kuran:Siz kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şahidlik etmesinden sakınmıyordunuz, yaptıklarınızdan çoğunu Allah'ın bilemeyeceğini sanıyordunuz.
    Gültekin Onan:"Siz, işitme, görme (duyularınız) ve derileriniz aleyhinize şahitlik eder diye sakınmıyordunuz. Aksine, yaptıklarınızın birçoğunu Tanrı'nın bilmeyeceğini sanıyordunuz."
    Hasan Basri Çantay:«Siz, ne kulaklarınız, ne gözleriniz, ne de derileriniz kendi aleyhinize şâhidlik eder diye (düşünüb) sakınmadınız. Bil'akis Allah yapmakda olduklarınızın bir çoğunu bilmez sandınız».
    İbni Kesir:Gözleriniz, kulaklarınız ve derileriniz aleyhinize şahidlik eder diye sakınmadınız. Aksine yapmakta olduklarınızın bir çoğunu Allah'ın bilmediğini sanıyordunuz.
    Muhammed Esed:Ve kulaklarınız, gözleriniz yahut deriniz size karşı tanıklık yapmasın diye (günahlarınızı) gizlemeye çalışanlardan olmadınız, üstelik, Allah'ın yaptıklarınız hakkında fazla bir şey bilmediğini sandınız.
    Ömer Nasuhi Bilmen:Ve sizin aleyhinize ne kulaklarınızın ve ne gözlerinizin ve ne de derilerinizin şehâdet etmesinden saklanır olmadınız. Velâkin zannetmiş idiniz ki, şüphe yok Allah, sizin yaptıklarınızdan birçoğunu bilmez.
    Şaban Piriş:-Siz, kulaklarınızın, gözlerinizin, derilerinizin kendi aleyhinizde şahitlik etmesini beklemiyordunuz. Oysa Allah’ın, sizin yaptığınız şeylerin çoğunu bilmediğini zannediyordunuz.
    Suat Yıldırım:Siz, kulaklarınızın, gözlerinizin, derilerinizin, aleyhinizde şahitlik edecekleri bir günün geleceğine inanmıyor ve ondan sakınmıyordunuz, ayrıca siz, yaptıklarınızın çoğunu, Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz.
    Süleyman Ateş:"Siz (günâh işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şâhidlik etmesinden gizlenmiyordunuz, yaptıklarınızın çoğunu Allâh'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz."
    Tefhim-ul Kuran:«Siz, işitme, görme (duyularınız) ve derileriniz aleyhinizde şahitlik eder diye sakınıp korunmuyordunuz. Aksine, yapmakta olduklarınızın birçoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz.»
    Ümit Şimşek:Oysa siz daha önce ne kulaklarınızın, ne gözlerinizin, ne de derilerinizin tanıklığından çekinmiyor, Allah'ı ise yaptıklarınızdan birçoğunu bilmez sanıyordunuz.
    Yaşar Nuri Öztürk:Siz, işitme gücünüzün, gözlerinizin, derilerinizin aleyhinize yapacağı tanıklıktan gizlenmiyordunuz. Tam aksine siz, yaptıklarınızdan birçoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz.



    KuranMeali.ORG tümü 26 adet Türkçe Kuran mealini ayetlerin latin alfabesi ile Türkçe okunuş metinlerini ve ayetlerde yer alan kelimelerin Türkçe anlamlarını da vererek mealleri mukayese etmenizi sağlar.
    İsim
    e-posta
  • Sahte Kur'an Meallerine dikkat - Türk-İslam Alemine Uyarı!
  • Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye'deki bütün Kur'an Meali yazarları hidayeti bilerek mi gizliyor?
  • Kur'an-ı Kerim'e göre;
     Nebiler kendilerine Kitap verilmeyen peygamberlerdir.
     Resuller kendilerine Kitap verilen peygamberlerdir.
     Nebiler kendilerine şeriat kitabı verilen peygamberlerdir.

    1.037 kişi oy verdi.
    Sonuçları göster

    Bakara 120. ayet
    Al'i İmran 73. ayet
    Nisa 175. ayet
    Rad 21. ayet
    Rad 27. ayet
    Rum 31. ayet
    Enfal 29. ayet
    Şura 13.ayet
    Secde 9. ayet
    Telif bilgisi : Bu sitede yayınlanan her türlü bilgi ve döküman kaynak gösterilerek veya göstermeksizin kullanılabilir.
      Anasayfa    Bize ulaşın