Summe innî a’lentu lehum ve esrartu lehum isrârâ(isrâran).
| İmam İskender Ali Mihr
| : | Daha sonra da muhakkak ki ben onlara alenî olarak ilân ettim ve onlara sır olarak (tek tek çağırarak) gizli gizli de bildirdim. |
| Diyanet İşleri | : | “Sonra, onlarla hem açıktan açığa, hem de gizli gizli konuştum.” |
| Abdulbaki Gölpınarlı | : | Sonra açığa vurup yaydım onlara ve gizlice konuştum, davet ettim onları da. |
| Adem Uğur | : | Sonra, onlarla hem açıktan açığa hem de gizli gizli konuştum. |
| Ahmed Hulusi | : | "Sonra, muhakkak ki ben onlara aleni davette bulundum ve ayrıca da kendilerine özel olarak anlattım. " |
| Ahmet Tekin | : | 'Üstelik ben, onlara ilân ederek söyledim. Onlarla gizli gizli konuştum.' |
| Ahmet Varol | : | Sonra onlara (davetimi) açıktan da ilan ettim, gizli gizli de söyledim. |
| Ali Bulaç | : | "Daha sonra (davamı) onlara açıkça ilan ettim ve kendilerine gizli gizli yollarla yanaşmak istedim." |
| Ali Fikri Yavuz | : | Sonra, hem ilân ederek onlara söyledim, hem gizliden gizliye söyledim onlara... |
| Bekir Sadak | : | «Sonra onlara aciktan aciga, gizliden gizliye de soyledim.» |
| Celal Yıldırım | : | Sonra yine ben, açıktan duyuruda bulundum ve gizli gizli görüşmeler de yaptım ; |
| Diyanet İşleri (eski) | : | 'Sonra onlara açıktan açığa, gizliden gizliye de söyledim.' |
| Diyanet Vakfi | : | Sonra, onlarla hem açıktan açığa hem de gizli gizli konuştum. |
| Edip Yüksel | : | ' Sonra onlara ilan ettim, gizliden gizliye de konuştum.' |
| Elmalılı Hamdi Yazır | : | Sonra hem i'lâm ederek söyledim onlara hem gizli gizli söyledim |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş) | : | Sonra hem ilan ederek söyledim onlara, hem gizli gizli söyledim. |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) | : | «Sonra hem ilan ederek söyledim onlara, hem gizli gizli.» |
| Fizilal-il Kuran | : | Sonra onlara açıktan açığa, gizliden gizliye de söyledim. |
| Gültekin Onan | : | "Daha sonra (davamı) onlara açıkça ilan ettim ve kendilerine gizli gizli yollarla yanaşmak istedim." |
| Hasan Basri Çantay | : | «Sonra da onları hem i'lân ederek da'vet etdim, hem kendilerine gizli gizli söyledim». |
| Hayrat Neşriyat | : | 'Sonra doğrusu ben, onlara (hem) i'lân ettim, (hem) kendilerine gizli gizli de söyledim.' |
| İbni Kesir | : | Sonra onlara; açıktan açığa ve gizliden gizliye söyledim. |
| Muhammed Esed | : | onlara açıktan tebliğde bulundum; (ayrıca) onlarla gizlice, özel olarak da konuştum; |
| Ömer Nasuhi Bilmen | : | (9-10) «Sonra şüphesiz ki, ben onlar için ilan ettim ve onlara gizliden gizliye de bildirdim. Artık dedim ki, Rabinizden mağrifet dileyiniz, şüphe yok ki O, çok mağfiret buyurucudur.» |
| Ömer Öngüt | : | "Üstelik onlarla hem açıktan açığa, hem de gizliden gizliye görüşmeler de yaptım. " |
| Şaban Piriş | : | Sonra onlara açıktan açığa da; gizli gizli de söyledim. |
| Suat Yıldırım | : | Daha sonra onları gâh açıkça çağırdım, gâh iyice gizli bir dâvet yönelttim, her türlü yolu denedim. |
| Süleyman Ateş | : | "Sonra onlara açıktan söyledim, gizli gizli söyledim: |
| Tefhim-ul Kuran | : | «Daha sonra (davamı) onlara açıkça ilan ettim ve kendilerine gizli gizli yollarla yanaşmak istedim.» |
| Ümit Şimşek | : | 'Sonra hem açıkça, hem de gizliden gizliye çağırdım. |
| Yaşar Nuri Öztürk | : | "Daha sonra bir başka duyuru yönelttim. Ve onları gizli gizli de çağırdım." |