Kellâ, innâ halaknâhum mimmâ ya’lemûn(ya’lemûne).
| İmam İskender Ali Mihr
| : | Hayır, asla! Muhakkak ki Biz, onları bildikleri şeyden yarattık. |
| Diyanet İşleri | : | Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz biz onları kendilerinin de bildikleri şeyden (meniden) yarattık. |
| Abdulbaki Gölpınarlı | : | Fakat imkânı yok; şüphe yok ki biz, onları, onların da bildikleri şeyden yarattık. |
| Adem Uğur | : | Hayır (hiç ummasınlar!) Şüphesiz biz onları, kendilerinin de bildikleri şeyden yarattık (fakat ibret almadılar, imana gelmediler). |
| Ahmed Hulusi | : | Hayır, asla! Muhakkak ki biz onları bildikleri şeyden (spermden) yarattık! |
| Ahmet Tekin | : | Yok öyle yağma! Biz onları, iyi bildikleri şeylerden yarattık, boşuna kibirlenmesinler. |
| Ahmet Varol | : | Hayır. Biz onları bildikleri şeyden yarattık. |
| Ali Bulaç | : | Hayır; doğrusu Biz onları bildikleri şeyden yarattık. |
| Ali Fikri Yavuz | : | Hayır, öyle şey yok. Biz; onları bildikleri şeyden (nutfeden) yarattık; (insanın aslı olan bu maddenin, iman olmaksızın ne değeri olabilir? Bununla yoğrulup da iman nuru ile aydınlığa çıkmıyan kimse, cennete girmeyi nasıl isteyebilir?) |
| Bekir Sadak | : | Hayir; dogrusu onlari kendilerinin de bildikleri seyden yaratmisizdir. |
| Celal Yıldırım | : | Hayır, elbette biz, onları bildikleri şeyden yarattık.. |
| Diyanet İşleri (eski) | : | Hayır; doğrusu onları kendilerinin de bildikleri şeyden yaratmışızdır. |
| Diyanet Vakfi | : | Hayır (hiç ummasınlar!) Şüphesiz biz onları, kendilerinin de bildikleri şeyden yarattık (fakat ibret almadılar, imana gelmediler). |
| Edip Yüksel | : | Asla; biz onları yarattık, bildikleri şeyden... |
| Elmalılı Hamdi Yazır | : | Yağma yok, biz onları o bildikleri nesneden yarattık |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş) | : | Yağma yok, Biz onları o bildikleri şeyden yarattık. |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) | : | Hayır, biz onları bildikleri şeyden yarattık. |
| Fizilal-il Kuran | : | Hayır! Öyle şey yok. Aldatıcı akıbetten kurtulamazlar onlar. Biz onları bildikleri şeyden yarattık. |
| Gültekin Onan | : | Hayır; doğrusu biz onları bildikleri şeyden yarattık. |
| Hasan Basri Çantay | : | Hayır (ne gezer)! Hakıykat biz onları (da) o bilib durdukları şeyden yaratdık. |
| Hayrat Neşriyat | : | Aslâ! Şübhesiz ki biz, onları bilmekte oldukları şeyden (bir damla hakir sudan)yarattık. |
| İbni Kesir | : | Hayır. Doğrusu Biz; onları, bilip durdukları şeyden yarattık. |
| Muhammed Esed | : | Asla! Çünkü, Biz onları (çok iyi) bildikleri bir şeyden yarattık! |
| Ömer Nasuhi Bilmen | : | Hayır, asla. Şüphe yok ki Biz onları bilir oldukları şeyden yarattık. |
| Ömer Öngüt | : | Hayır! Doğrusu biz onları kendilerinin de bildikleri şeyden yarattık. |
| Şaban Piriş | : | -Asla! Biz onları bildikleri şeyden yarattık. |
| Suat Yıldırım | : | (Hiç heveslenmesin, hiç kimsenin öteki insanlar üzerinde böbürlenmeye hakkı olamaz). Çünkü Biz onları da, öbür insanlar gibi, o bildikleri nesneden, meniden yarattık. |
| Süleyman Ateş | : | Hayır! Öyle şey yok! Biz onları bildikleri şeyden yarattık. |
| Tefhim-ul Kuran | : | Hayır, doğrusu biz onları bildikleri şeyden yarattık. |
| Ümit Şimşek | : | Asla! Biz onları da o bildikleri şeyden yarattık. |
| Yaşar Nuri Öztürk | : | Hayır, ummasınlar! Gerçek şu ki biz onları, bildikleri şeyden yarattık. |