Fe zâkat ve bâle emrihâ ve kâne âkıbetu emrihâ husrâ(husren).
| İmam İskender Ali Mihr
| : | Böylece (o ülke halkları) işlerinin vebalini tattı. Ve onların işlerinin sonu hüsran oldu. |
| Diyanet İşleri | : | Böylece yaptıklarının cezasını tattılar ve işlerinin sonu tam bir hüsran oldu. |
| Abdulbaki Gölpınarlı | : | Derken yaptıklarının vebâlini tatmışlardır da işlerinin sonu, ziyan olup gitmiştir. |
| Adem Uğur | : | Böylece onlar da yaptıklarının karşılığını tatmışlar ve işlerinin sonu tam bir hüsran olmuştur. |
| Ahmed Hulusi | : | Böylece işlerinin vebalini tattı ve işlerinin sonu hüsran oldu. |
| Ahmet Tekin | : | Allah ve Rasulünün ortaya koyduğu düzene, şeriata karşı uyguladıkları planlarının cezasını tattılar. Hayatları dünyada da, âhirette de hüsran ile neticelendi. |
| Ahmet Varol | : | Böylece onlar yaptıklarının cezasını tattılar. İşlerinin sonu da hüsran oldu. |
| Ali Bulaç | : | Artık o (ülkelerin halkı), yaptığı kötülüğü taddı ve işinin sonucu bir hüsran oldu. |
| Ali Fikri Yavuz | : | Öylece küfürlerinin cezasını taddılar ve işlerinin sonu bir hüsran oldu. (Ahirette de bir perişanlık içindeler.) |
| Bekir Sadak | : | Onlar, islerinin karsiligini tattilar; islerinin sonu husran oldu. |
| Celal Yıldırım | : | Böylece onlar, yaptıklarının vebalini tattılar da işlerinin sonu hüsran oldu. |
| Diyanet İşleri (eski) | : | Onlar, işlerinin karşılığını tattılar; işlerinin sonu hüsran oldu. |
| Diyanet Vakfi | : | Böylece onlar da yaptıklarının karşılığını tatmışlar ve işlerinin sonu tam bir hüsran olmuştur. |
| Edip Yüksel | : | Kararlarının sonucunu tattılar. Kararlarının sonucu bir hüsran oldu. |
| Elmalılı Hamdi Yazır | : | O suretle emrinin vebalini tattı ve işinin akıbeti bir hüsran oldu |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş) | : | O şekilde yaptığının cezasını tattı ve işinin sonucu bir hüsran oldu. |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) | : | İşlerinin vebalini tattılar. İşlerinin sonucu tam bir hüsran olmuştur. |
| Fizilal-il Kuran | : | Onlar yaptıklarının karşılığını tatmışlardır. İşlerinin sonu tam bir hüsran olmuştur. |
| Gültekin Onan | : | Artık o (ülkelerin halkı), buyruğunun karşılığını tattı ve buyruğunun sonucu bir hüsran oldu. |
| Hasan Basri Çantay | : | İşte o (her memleket halkı) yapdığının ağırlığını tatmış, işinin sonu bir hüsran (ve helak) olmuşdur. |
| Hayrat Neşriyat | : | Öyle ki (onlar) işlerinin vebâlini tattı ve işlerinin âkıbeti hüsrân oldu! |
| İbni Kesir | : | Onlar, yaptıklarının karşılığını tatmışlardır. İşlerinin sonu ise hüsran olmuştur |
| Muhammed Esed | : | Ve böylece onlar kendi yaptıklarının kötü meyvelerini tattılar; (bu dünyada,) yaptıklarının sonu yıkım oldu; |
| Ömer Nasuhi Bilmen | : | Artık işlerinin vebalini tattı ve işlerinin sonu bir hüsrândan ibaret oldu. |
| Ömer Öngüt | : | Böylece onlar kendi yaptıklarının cezasını çektiler. İşlerinin sonucu da tam bir hüsran oldu. |
| Şaban Piriş | : | Yaptıklarının cezasını çektiler ve yaptıklarının sonucu hüsran oldu. |
| Suat Yıldırım | : | Böylece kötü işlerinin sorumluluğunu tattılar, işlerinin sonu tam bir hüsran oldu. |
| Süleyman Ateş | : | İşinin vebâlini taddı. İşinin sonucu da tüm bir ziyan idi. |
| Tefhim-ul Kuran | : | Artık o (ülkelerin halkı), yaptığı kötülüğü taddı ve işinin sonucu da bir hüsran oldu. |
| Ümit Şimşek | : | Böylece yaptıklarının cezasını tattılar ve işlerinin sonu hüsran oldu. |
| Yaşar Nuri Öztürk | : | Böylece onlar, yaptıklarının vebalini tattılar ve işlerinin sonu hüsran oldu. |