Fe zûkû azâbî ve nuzur(nuzuri).
| İmam İskender Ali Mihr
| : | Öyleyse inzarımı (uyarılarımı) ve azabımı tadın! |
| Diyanet İşleri | : | “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik. |
| Abdulbaki Gölpınarlı | : | Artık tadın azâbımı ve korkutuşlarımı. |
| Adem Uğur | : | İşte azabımı ve uyarılarımı tadın! (denildi). |
| Ahmed Hulusi | : | Şimdi tadın azabımı ve uyarmalarımı! |
| Ahmet Tekin | : | 'İşte azâbımı, sorumluluk, hesap ve ceza konusundaki uyarılarımı dinlememenin cezasını tadın.' denildi. |
| Ahmet Varol | : | İşte tadın azabımı ve uyarılarımı. |
| Ali Bulaç | : | Şimdi azabımı ve uyarmamı tadın. |
| Ali Fikri Yavuz | : | Tadın bakalım azabımı ve peygamberimin tehdidlerini!... |
| Bekir Sadak | : | «zabimi ve uyarmalarimi dinlememenin sonucunu tadin» dedik. |
| Celal Yıldırım | : | (38-39) And olsun ki, bir sabah devam eden bir azâb onlara geliverdi. «Tadın azabımı ve uyarılarımı!» (dedik), |
| Diyanet İşleri (eski) | : | 'Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın' dedik. |
| Diyanet Vakfi | : | İşte azabımı ve uyarılarımı tadın! (denildi). |
| Edip Yüksel | : | Azabımı ve uyarılarımı tadın bakalım. |
| Elmalılı Hamdi Yazır | : | Tadın bakalım azâbımı ve inzarlarımı |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş) | : | Tadın bakalım azabımı ve uyarılarımı! |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) | : | «Azabımı ve uyarılarımı tadın!» (dedik). |
| Fizilal-il Kuran | : | Tadın bakalım azabımı ve uyarılarımın sonuçlarını. |
| Gültekin Onan | : | Şimdi azabımı ve uyarmamı tadın. |
| Hasan Basri Çantay | : | «İşte tadın benim azabımı ve tehdîdlerimi (n akıbetini)». |
| Hayrat Neşriyat | : | 'İşte azâbımı ve (size olan) tehdidlerimi tadın!' (dedik). |
| İbni Kesir | : | Tadın, işte azabımı ve tehditlerimi. |
| Muhammed Esed | : | "Uyarılarım gözardı edildiğinde başınıza gelen azabı tadın bakalım!" |
| Ömer Nasuhi Bilmen | : | (39-40) «Artık azabımı ve tehditlerimi tadın!» (dedik). Kasem olsun ki, Biz Kur'an'ı düşünülmek için kolaylaştırdık. Fakat düşünen var mı? |
| Ömer Öngüt | : | Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin âkibetini tadın! |
| Şaban Piriş | : | -Tadın azabımı ve tehdidimi! |
| Suat Yıldırım | : | Haydi tadın Benim cezalandırmamı ve tehditlerimi! |
| Süleyman Ateş | : | "Azâbımı ve uyarılarımı(n âkıbetini) tadın!" |
| Tefhim-ul Kuran | : | Şimdi azabımı ve uyarıp korkutmamı tadın. |
| Ümit Şimşek | : | Şimdi tadın azabımı ve uyarılarımın sonucunu! |
| Yaşar Nuri Öztürk | : | Hadi, tadın azabımı ve uyarılarımı! |