Fe nâdev sâhıbehum fe teâtâ fe akar(akare).
| İmam İskender Ali Mihr
| : | Bir süre sonra arkadaşlarını çağırdılar (deveyi öldürmesini istediler). Bunun üzerine o, ileri atıldı sonra da (onu) kesti. |
| Diyanet İşleri | : | Derken, (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti. |
| Abdulbaki Gölpınarlı | : | Derken arkadaşlarına seslendiler, derken kılıcını çekti de devenin ayaklarını kesti, öldürdü. |
| Adem Uğur | : | Arkadaşlarını çağırdılar, o da (bundan cür'et alarak) kılıcını kaptı ve deveyi kesti. |
| Ahmed Hulusi | : | Arkadaşlarına seslenip çağırdılar. Onlar da payını aldı, deveyi de vahşi şekilde boğazladılar! |
| Ahmet Tekin | : | Hep birlikte, bağırarak arkadaşlarını, liderlerini çağırdılar. O da, bundan cüret alarak kılıcını kaptı ve deveyi bacaklarından biçerek öldürdü. |
| Ahmet Varol | : | Derken arkadaşlarını çağırdılar. O da (kılıca) sarılarak (deveyi) kesti. |
| Ali Bulaç | : | Derken arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağını kapıp 'hayvanı ayağından biçip yere devirdi.' |
| Ali Fikri Yavuz | : | (Salih Peygamberin kavmi bir müddet nöbetleşe bu emre uyduktan sonra), nihayet (Kudar İbni Salif adındaki) arkadaşlarını çağırdılar. O da kılıca sarılarak deveyi kesti. |
| Bekir Sadak | : | Ama bir arkadaslarini cagirdilar, o da kilicini alarak deveyi kesti. |
| Celal Yıldırım | : | Bu uyarıya rağmen (bir azgın gözü dönmüşe) arkadaşları seslendiler ; o da silahını kullanarak deveyi düşürüp kesti! |
| Diyanet İşleri (eski) | : | Ama bir arkadaşlarını çağırdılar, o da kılıcını alarak deveyi kesti. |
| Diyanet Vakfi | : | Arkadaşlarını çağırdılar, o da (bundan cür'et alarak) kılıcını kaptı ve deveyi kesti. |
| Edip Yüksel | : | Bir arkadaşlarını çağırdılar, o da çekip (deveyi) kesti. |
| Elmalılı Hamdi Yazır | : | Bunun üzerine sahiblerine bağırdılar o da silâha sarıldı da ayaklarını çırptı |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş) | : | Bunun üzerine arkadaşlarına bağırdılar, o da silaha sarıldı ve ayaklarını çırptı (biçti). |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) | : | Bunun üzerine arkadaşlarına bağırdılar. O da (bıçağı) çekerek (deveyi) kesti. |
| Fizilal-il Kuran | : | Ama onlar bir arkadaşlarını çağırdılar. O da kılıcını çekerek hayvanı cansız yere serdi. |
| Gültekin Onan | : | Derken arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağını kapıp 'hayvanı ayağından biçip yere devirdi'. |
| Hasan Basri Çantay | : | Binnetîce, arkadaşlarını çağırdılar. O da (kılıca) sarılarak (deveyi) kesdi. |
| Hayrat Neşriyat | : | Sonunda (buna dayanamayıp, deveyi öldürmeye karar verdiler ve) arkadaşlarını çağırdılar; bunun üzerine (o da, kılıcına) cür’etle sarıldı da (deveyi) kesti. |
| İbni Kesir | : | Arkadaşlarını çağırdılar, o da sarılarak onu kesti. |
| Muhammed Esed | : | Ama onlar (en yakın) adamlarını çağırdılar; o (gelir gelmez kötü bir işe) kalkıştı ve (hayvanı) vahşice boğazladı. |
| Ömer Nasuhi Bilmen | : | (28-29) Ve onlara haber ver ki, «Muhakkak su, onların aralarında taksimlidir. Her bir içiş için (nöbetinde sahibi) hazır bulunmuş olacaktır.» Artık arkadaşlarını çağırdılar. O da alacağını aldı da (deveyi) sihirleyip öldürdü. |
| Ömer Öngüt | : | Bir arkadaşlarını çağırdılar. O da cüret edip bıçağını çekerek deveyi kesti. |
| Şaban Piriş | : | Arkadaşlarını çağırdılar, o da elini uzatıp deveyi vahşice boğazladı. |
| Suat Yıldırım | : | Onlar en yakın arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağı çıkarıp deveyi kesti. |
| Süleyman Ateş | : | Bir arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağı çekip (deveyi) kesti. |
| Tefhim-ul Kuran | : | Derken arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağını kapıp 'hayvanı ayağından biçip yere devirdi.' |
| Ümit Şimşek | : | Onlar arkadaşlarını çağırdılar; o da bıçağını çekip deveyi kesti. |
| Yaşar Nuri Öztürk | : | Arkadaşlarını çağırdılar, o da hançerini kapıp deveyi boğazladı. |