Fe kâne kâbe kavseyni ev ednâ.
| İmam İskender Ali Mihr
| : | Böylece iki yay mesafesi kadar, (hatta) daha yakın oldu. |
| Diyanet İşleri | : | (Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu. |
| Abdulbaki Gölpınarlı | : | İki yay kadar kaldı araları, yahut daha da yakın. |
| Adem Uğur | : | O kadar ki (birleştirilmiş) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu. |
| Ahmed Hulusi | : | İki yayın birleşimi (kab-ı kavseyn) veya Edna (daha da yakın) oldu! |
| Ahmet Tekin | : | İlâhî planın gerçekleşmesi için, Allah’ın Rasulü Muhammed’le söz ve işbirliği yapan Cibril, eşit iki makamda olandan biri veya (bazı konularda) bir ast rütbeli elçisidir. |
| Ahmet Varol | : | Böylece (aradaki mesafe) iki yay boyu veya daha yakın oldu. |
| Ali Bulaç | : | Nitekim (ikisi arasındaki uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha yakınlaştı. |
| Ali Fikri Yavuz | : | (Böylece Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahud daha az oldu. |
| Bekir Sadak | : | Aralari iki yay araligi kadar belki daha da yakin oldu. |
| Celal Yıldırım | : | O kadar ki (aralarında) iki yay boyu veya daha az bir mesafe kaldı. |
| Diyanet İşleri (eski) | : | Araları iki yay aralığı kadar veya daha da yakın oldu. |
| Diyanet Vakfi | : | (8-9) Sonra (Muhammed'e) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. O kadar ki (birleştirilmiş) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu. |
| Edip Yüksel | : | Mesafe iki yay kadar veya daha yakın oldu. |
| Elmalılı Hamdi Yazır | : | «kabe kavseyni ev edna» oldu da |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş) | : | Aradaki mesafe iki yay boyu oldu, hatta daha yakın; |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) | : | Onunla arasındaki mesafe, iki yay kadar, yahut daha az kaldı. |
| Fizilal-il Kuran | : | Öyle ki, Peygamberle araları iki yay aralığı ya da daha yakın oldu. |
| Gültekin Onan | : | Nitekim (ikisi arasındaki uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha yakınlaştı. |
| Hasan Basri Çantay | : | (Bu suretle o, peygamberlere) iki yay kadar, yahud daha yakın oldu da, |
| Hayrat Neşriyat | : | (8-9) Sonra (çok perdeler geçerek Rabbine) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. O kadar ki, kab-ı kavseyn (iki yay) kadar veya daha da yakın oldu! |
| İbni Kesir | : | İki yay kadar yahut daha da yakın oldu. |
| Muhammed Esed | : | aralarında iki yay mesafesi kalıncaya kadar, hatta daha da yakınına. |
| Ömer Nasuhi Bilmen | : | (8-9) Sonra yaklaştı da aşağıya iniverdi. Derken iki yay kadar veya daha yakın oluverdi. |
| Ömer Öngüt | : | İki yay kadar, yahut daha da yakın oldu. |
| Şaban Piriş | : | Araları iki yay kadar veya daha yakın idi. |
| Suat Yıldırım | : | (8-9) Sonra yaklaştı ve iyice sarktı. Öyle ki araları yayın iki ucu arası kadar veya daha az kaldı. |
| Süleyman Ateş | : | (Muhammed ile arasındaki mesafe) İki yay uzunluğu kadar, yahut daha az kaldı. |
| Tefhim-ul Kuran | : | Nitekim (ikisi arasında uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha da yakınlaştı. |
| Ümit Şimşek | : | İki yay kadar oldu, hattâ daha da yakın. |
| Yaşar Nuri Öztürk | : | İki yayın beraberliği gibi, belki ondan da yakındı. |