Mâ dalle sâhıbukum ve mâ gavâ.
| İmam İskender Ali Mihr
| : | Sahibiniz dalâlete düşmedi ve azmadı. |
| Diyanet İşleri | : | (1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı. |
| Abdulbaki Gölpınarlı | : | Arkadaşınız, gerçekten ne saptı, ne ayrıldı. |
| Adem Uğur | : | Arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve bâtıla inanmadı. |
| Ahmed Hulusi | : | Arkadaşınız ne saptı ne de azdı! |
| Ahmet Tekin | : | Hemşehriniz, arkadaşınız Muhammed, başına buyruk hareket etmedi, hak yoldan uzaklaşmadı, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih etmedi, bâtıla inanmadı, insanlara karşı hiçbir zaman haince bir düşünce taşımadı. |
| Ahmet Varol | : | Arkadaşınız sapmadı da, azmadı da. |
| Ali Bulaç | : | Sahibiniz (arkadaşınız olan peygamber) sapmadı ve azmadı. |
| Ali Fikri Yavuz | : | Sapmadı doğru yoldan arkadaşınız (Hz. Peygamber), azıtmadı da; (haberiniz olsun, ey Kureyş halkı!) |
| Bekir Sadak | : | Arkadasiniz (Muhammed) sapmamis ve azmamistir. |
| Celal Yıldırım | : | Arkadaşınız (Muhammed) ne sapıttı, ne de azıttı. |
| Diyanet İşleri (eski) | : | Arkadaşınız (Muhammed) sapmamış ve azmamıştır. |
| Diyanet Vakfi | : | (1-3) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve bâtıla inanmadı; o, arzusuna göre de konuşmaz. |
| Edip Yüksel | : | Arkadaşınız (Muhammed) ne sapmıştır, ne de azmıştır. |
| Elmalılı Hamdi Yazır | : | Şaşırmadı sahibiniz azıtmadı da |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş) | : | arkadaşınız şaşırmadı, azıtmadı da! |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) | : | Arkadaşınız (Muhammed) sapmadı, azmadı. |
| Fizilal-il Kuran | : | Arkadaşınız Muhammed ne sapıttı ne de azıttı. |
| Gültekin Onan | : | Arkadaşınız (olan peygamber) sapmadı ve azmadı. |
| Hasan Basri Çantay | : | saahibiniz (doğru yoldan) sapmadı. Baatıla da inanmadı. |
| Hayrat Neşriyat | : | (1-2) Battığı zaman necm’e (o yıldıza) and olsun ki, arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve azmadı! |
| İbni Kesir | : | Arkadaşınız sapmamış ve azmamıştır. |
| Muhammed Esed | : | Sizin bu arkadaşınız ne sapmış, ne de aldatılmıştır, |
| Ömer Nasuhi Bilmen | : | (2-3) Sahibiniz şaşırmadı ve bâtıla inanmadı. Ve hevâdan söz söylemez. |
| Ömer Öngüt | : | Arkadaşınız sapmamış ve azmamıştır. |
| Şaban Piriş | : | Arkadaşınız sapıtmadı, azdırılmadı. |
| Suat Yıldırım | : | Arkadaşınız (Muhammed) yanılmadı, sapmadı, aldanmadı. |
| Süleyman Ateş | : | Arkadaşınız sapmadı, azmadı. |
| Tefhim-ul Kuran | : | Sahibiniz (olan peygamber) şaşırıp sapmadı ve azmadı. |
| Ümit Şimşek | : | Arkadaşınız ne saptı, ne de şaşırdı. |
| Yaşar Nuri Öztürk | : | Ki arkadaşınız ne saptı ne de azdı. |