Mâ halaknâhumâ illâ bil hakkı ve lâkinne ekserehum lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
| İmam İskender Ali Mihr
| : | İkisini de haktan başka bir şey ile yaratmadık (ikisini de hak ile yarattık). Ve lâkin onların çoğu bilmezler. |
| Diyanet İşleri | : | Biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. Ama onların çoğu bilmiyorlar. |
| Abdulbaki Gölpınarlı | : | Biz onları, ancak gerçek olarak yarattık ve fakat çoğu bilmez. |
| Adem Uğur | : | Onları sadece gerçek bir sebeple yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar. |
| Ahmed Hulusi | : | Biz onları yalnızca Hak (Esmâ özelliklerimizin açığa çıkışı) olarak yarattık! Ne var ki onların çoğunluğu (bu hakikati) bilmezler. |
| Ahmet Tekin | : | Onları, ancak haklı bir gerekçe ile hikmete dayalı olarak hesaplı bir düzen içinde yarattık. Fakat onların çoğu bunu bilmezler. |
| Ahmet Varol | : | Biz onları ancak hak üzere yarattık. Ama onların çoğu bilmezler. |
| Ali Bulaç | : | Biz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler. |
| Ali Fikri Yavuz | : | Ancak bunları (iman ve itaatı gerektiren) hak için yarattık; fakat onların, (Mekke kâfirlerinin) çoğu bilmezler. |
| Bekir Sadak | : | Biz onlari, ancak ve ancak gerektigi gibi yarattik, ama insanlarin cogu bilmezler. |
| Celal Yıldırım | : | Biz, ikisini de ancak hakk ile yarattık, ne var ki onların çoğu bilmezler. |
| Diyanet İşleri (eski) | : | Biz onları, ancak ve ancak gerektiği gibi yarattık, ama insanların çoğu bilmezler. |
| Diyanet Vakfi | : | Onları sadece gerçek bir sebeple yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar. |
| Edip Yüksel | : | Biz onları ancak belli bir amaca göre yarattık. Ne var ki onların çoğu bilmezler. |
| Elmalılı Hamdi Yazır | : | İkisini de ancak hak sebebiyle yarattık ve lâkin pek çokları bilmezler |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş) | : | ikisini de ancak hak ve hikmetle yarattık. Fakat pek çokları bilmezler. |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) | : | Biz onları hak ve hikmetle yarattık. Fakat onların çoğu bunu bilmezler. |
| Fizilal-il Kuran | : | Onları sadece hak ilkesine dayalı olarak yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar. |
| Gültekin Onan | : | Biz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler. |
| Hasan Basri Çantay | : | Biz bunları hakkın ikaamesine sebeb olmakdan başka (bir hikmetle) yaratmadık. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler. |
| Hayrat Neşriyat | : | Onları ancak hak ile yarattık; fakat onların çoğu bilmiyorlar. |
| İbni Kesir | : | Biz; onları, ancak hak ile yarattık. Ne var ki onların çoğu, bilmezler. |
| Muhammed Esed | : | Bunların hiç birini (deruni bir) hakikatten yoksun yaratmış değiliz ama çoğu bunu anlamaz. |
| Ömer Nasuhi Bilmen | : | İkisini de yaratmadık, ancak Hakk'a mukarin olarak yarattık, fakat onların birçokları bilmezler. |
| Ömer Öngüt | : | Biz onları ancak hak olmak üzere yarattık. Fakat onların çoğu bilmezler. |
| Şaban Piriş | : | Onları ancak hak ile yarattık. Fakat, onların çoğu bilmez. |
| Suat Yıldırım | : | Evet, onları hak ve hikmetle, ciddî maksat ve gayelerle yarattık, ama onların çoğu bunu anlamazlar. |
| Süleyman Ateş | : | Onları sadece gerçek bir sebeple, (hikmetli bir gâye ile) yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar. |
| Tefhim-ul Kuran | : | Biz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler. |
| Ümit Şimşek | : | Biz onları ancak hak ve hikmetle yarattık; lâkin çokları bunu bilmiyor. |
| Yaşar Nuri Öztürk | : | İkisini de, sadece gerçeği göstermek üzere yarattık. Ama onların çokları bilmiyorlar. |