Fasfah anhum ve kul selâm(selâmun), fe sevfe ya’lemûn(ya’lemûne).
| İmam İskender Ali Mihr
| : | Bundan sonra onlardan vazgeç ve: “Selâm olsun.” de. Artık yakında bilecekler. |
| Diyanet İşleri | : | Şimdilik sen onları hoş gör ve “size selâm olsun” de. Yakında bilecekler. |
| Abdulbaki Gölpınarlı | : | Artık yüzçevir onlardan ve de ki: Esenlik size, yakında bilip anlarlar. |
| Adem Uğur | : | Şimdilik sen onlardan yüz çevir ve size selam olsun de. Yakında bilecekler! buyurdu. |
| Ahmed Hulusi | : | (Rasûlüm!) Sen onlara aldırma ve: "Selâm" de! Yakında bilecekler (işin hakikatini)! |
| Ahmet Tekin | : | Gene de, sen onlara azarlamadan, kınamadan müsamaha göster ve: 'Bizden uzak durun' de. Onlar yakında vaziyeti öğrenecekler. |
| Ahmet Varol | : | Şimdi sen onlardan geç ve: 'Selâm' de! Yakında bilecekler. |
| Ali Bulaç | : | Şimdi sen, 'aldırış etmeksizin onlardan yüz çevir' ve: "Selam" de. Artık onlar bileceklerdir. |
| Ali Fikri Yavuz | : | (Ey Rasûlüm), şimdilik onlardan yüz çevir, (kendilerini terk et) de “Selâm= anlaşma var” söyle. Artık yakında (başlarına gelecek felâketi) bileceklerdir. |
| Bekir Sadak | : | (88-89) Onlar hakkinda: «Ey Rabbim! Bunlar inanmayan bir millettir» demesi uzerine Allah: «Oralari gec, esenlik dile; yakinda bileceklerdir» buyurdu. * |
| Celal Yıldırım | : | (88-89) (Peygamberin) «Ey Rabbim ! Şüphesiz ki bunlar imân etmeyen bir millettir», sözüne karşılık, «sen, onlardan vazgeç de selâm (size), ileride bileceklerdir.» (buyuruldu). |
| Diyanet İşleri (eski) | : | (88-89) Onlar hakkında: 'Ey Rabbim! Bunlar inanmayan bir millettir' demesi üzerine Allah: 'Onlardan geç, esenlik dile; yakında bileceklerdir' buyurdu. |
| Diyanet Vakfi | : | (88-89) (Resûlullah'ın:) Yâ Rabbi! Bunlar, iman etmeyen bir kavimdir, demesine karşı Allah: Şimdilik sen onlardan yüz çevir ve size selam olsun de. Yakında bilecekler! buyurdu. |
| Edip Yüksel | : | Onlara aldırma ve 'Selam' (barış ve esenlik), de; yakında bilecekler. |
| Elmalılı Hamdi Yazır | : | Şimdi sen onlardan sarfı nazar et de 'selâm!' de, artık ileride bileceklerdir! |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş) | : | Şimdi sen onlardan vazgeç de «Selam!» de! Artık ilerde bileceklerdir. |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) | : | Ey Muhammed! Şimdilik sen onlara aldırma ve: «Size selâm olsun.» de. Onlar yakında bilecekler! |
| Fizilal-il Kuran | : | Ey Muhammed! Sen şimdilik onlardan yüz çevir ve esenlik dile; yakında bileceklerdir. |
| Gültekin Onan | : | Şimdi sen 'aldırış etmeksizin onlardan yüz çevir' ve "selam" de. Artık onlar bileceklerdir. |
| Hasan Basri Çantay | : | Şimdilik sen (Habîbim) onlardan yüz çevir, «Selâm» de. Artık yakında bileceklerdir. |
| Hayrat Neşriyat | : | (Ey Resûlüm!) Şimdi onlardan yüz çevir ve 'Selâm! (Allah selâmet versin!)' de! Artık ileride bileceklerdir. |
| İbni Kesir | : | Şimdilik sen, onlardan yüz çevir ve; selam, de. Yakında bileceklerdir. |
| Muhammed Esed | : | Ama sen onlar(ın yaptıkların)a dayan ve de ki: "Selam (olsun size)!" Çünkü onlar zamanı geldiğinde (hakikati) anlayacaklar. |
| Ömer Nasuhi Bilmen | : | (88-89) Ve onun, «Yarabbi! Muhakkak ki, onlar imân etmez bir kavimdir,» demesi de indallah malumdur. Şimdi onlardan iraz et ve «Selâm,» deyiver, artık ileride bileceklerdir. |
| Ömer Öngüt | : | Resulüm! Şimdilik sen onlardan yüz çevir. De ki: "Size selâm olsun!" Yakında bilecekler. |
| Şaban Piriş | : | Öyleyse onları boş ver ve “selam” de, nasıl olsa öğrenecekler. |
| Suat Yıldırım | : | Şimdi sen onlardan yüz çevir ve: "Selâm size!" de. Artık yakında mâruz kalacakları âkıbeti öğrenirler. |
| Süleyman Ateş | : | Şimdi sen onlardan geç ve : "Size esenlik (dilerim)" de. Yakında bileceklerdir. |
| Tefhim-ul Kuran | : | Şimdi sen, 'aldırış etmeksizin onlardan yüz çevir' ve: «Selam» de. Artık onlar bileceklerdir. |
| Ümit Şimşek | : | Sen onlara aldırma ve 'Size selâm olsun' de. Yakında onlar da görecekler. |
| Yaşar Nuri Öztürk | : | Artık sen onlara aldırma, "Selam!" deyiver. Yakında bilecekler. |