Hâzâ atâunâ femnun ev emsik bi gayri hisâb(hisâbin).
| İmam İskender Ali Mihr
| : | Bunlar bizim atâmızdır (ihsanımızdır, verdiklerimizdir). Artık dilediğine hesapsız ver veya verme. |
| Diyanet İşleri | : | “İşte bu bizim ihsanımızdır. Artık sen de (istediğine) hesapsızca ver yahut verme” dedik. |
| Abdulbaki Gölpınarlı | : | Bu, bizim vergimizdir demiştik, istersen sayısız olarak sen de ihsân et; istersen elini yum, verme. |
| Adem Uğur | : | İşte bu bizim bağışımızdır. İster ver, ister (elinde) tut; hesapsızdır dedik. |
| Ahmed Hulusi | : | "İşte bu (sana özel tasarruf edeceğin mülk) bizim hibemizdir; öyleyse ister ver ister verme, sınırsızca kullan!" |
| Ahmet Tekin | : | İşte bunlar bizim ihsanımız. Artık ister başkalarına ikram et. İster elinde tut. Bunun hesabı sana sorulmayacak. |
| Ahmet Varol | : | Bu bizim ihsanımızdır. Artık dilediğine ver veya tut. (Bunun) bir hesabı yoktur. |
| Ali Bulaç | : | "İşte bu, bizim vergimizdir. (Ey Süleyman) Artık sen de hesaba vurmaksızın, ver ya da tut." |
| Ali Fikri Yavuz | : | (Biz buyurduk ki): “- Bu bizim ihsanımızdır. Artık dilediğine hesabsız olarak ver, yahud tut (verme, ey Süleyman). |
| Bekir Sadak | : | «ste Bizim bagisimiz budur; ister ver, ister tut, hesapsizdir.» dedik. |
| Celal Yıldırım | : | (Ey Süleyman !) İşte bu bizim vergimizdir, sen de bol bol ver veya yanında tut, hesapsızdır. |
| Diyanet İşleri (eski) | : | 'İşte Bizim bağışımız budur; ister ver, ister tut, hesapsızdır.' dedik. |
| Diyanet Vakfi | : | «İşte bu bizim bağışımızdır. İster ver, ister (elinde) tut; hesapsızdır» dedik. |
| Edip Yüksel | : | 'Bu bizim bağışımızdır. İster ver, ister tut, tükenmez.' |
| Elmalılı Hamdi Yazır | : | Bu işte, dedik: bizim atâmız artık diler kerem et, diler imsâk, hisabı yok. |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş) | : | İşte bu bizim ihsanımızdır. Artık dilersen başkasına ver, dilersen verme. Hesabı yok, dedik. |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) | : | «İşte bu, bizim ihsanımızdır. Artık sen dilersen başkalarına ver veya verme. Bundan hesaba çekilmeyeceksin» dedik. |
| Fizilal-il Kuran | : | İşte bizim bağışımız budur; «ister ver, ister tut, hesapsızdır» dedik. |
| Gültekin Onan | : | "İşte bu, bizim vergimizdir. (Ey Süleyman) Artık sen de hesaba vurmaksızın, ver ya da tut." |
| Hasan Basri Çantay | : | (Dedik ki:) «Bu, bizim vergimizdir. Artık (dilediğine) hesabsız ver, yahud tut (kıs)». |
| Hayrat Neşriyat | : | Bu bizim ihsânımızdır; artık ister (dilediğine) hesabsız olarak ver, ister tut! |
| İbni Kesir | : | Bu, bizim bağışımızdır. Artık ister hesabsızca ver, ister tut. |
| Muhammed Esed | : | (Ve ona dedik:) "Bu Bizim hediyemizdir, onu hiçbir hesap yapmadan başkalarına dilediğin gibi vermen yahut elinde tutman sana kalmıştır!" |
| Ömer Nasuhi Bilmen | : | (Dedik ki:) «Bu Bizim ihsanımızdır. Artık dilediğine hesapsız ikram et ve tutuver.» |
| Ömer Öngüt | : | İşte bu bizim bağışımızdır. Sen de bol bol ver, veya yanında tut, hesapsızdır. |
| Şaban Piriş | : | Bu, bizim hesapsız bağışımızdır. İster ver, ister tut. |
| Suat Yıldırım | : | Buyurduk: "Süleyman! İşte bu, sana ihsanımızdır. İster dağıt, ister yanında tut, bu hesapsızdır." |
| Süleyman Ateş | : | "Bu bizim ihsânımızdır. Artık dilediğine ver veya verme, hesapsızdır." (dedik). |
| Tefhim-ul Kuran | : | «İşte bu, bizim vergimizdir. (Ey Süleyman) Artık sen de hesaba vurmaksızın, ver ya da tut.» |
| Ümit Şimşek | : | 'Bu bizim armağanımızdır,' dedik. 'İster ver, ister tut; hesabı sorulmaz.' |
| Yaşar Nuri Öztürk | : | Bu, bizim lütfumuzdur; ister ver, ister elinde tut. Hesap yok... |