Ve kâlû in hâzâ illâ sihrun mubîn(mubînun).
| İmam İskender Ali Mihr
| : | Ve: "Bu sadece apaçık bir sihirdir." dediler (derler). |
| Diyanet İşleri | : | (Dediler ki:) “Bu bir büyüden başka bir şey değildir.” |
| Abdulbaki Gölpınarlı | : | Ve derler ki: Bu, ancak apaçık bir büyüden başka bir şey değil. |
| Adem Uğur | : | Bu ancak açık bir büyüdür, derler. |
| Ahmed Hulusi | : | "Bu apaçık bir büyüleyici etkidir" dediler. |
| Ahmet Tekin | : | Bir de:'Bunlar, kesinkes aklı etki altına alan apaçık büyüleyici sözler' dediler. |
| Ahmet Varol | : | 'Bu apaçık bir büyüden başka bir şey değildir' derler. |
| Ali Bulaç | : | "Bu, açıkca bir büyüden başkası değildir" dediler. |
| Ali Fikri Yavuz | : | Ve: “-Bu, ancak apaçık bir sihirdir.” dediler. |
| Bekir Sadak | : | (15-17) «Bu apacik bir sihirdir; oldugumuz, toprak ve kemik oldugumuz zaman, onceki babalarimiz yahut biz mi dirilecegiz?» derler. |
| Celal Yıldırım | : | Ve derler ki, bu açık bir sihirden başkası değildir. |
| Diyanet İşleri (eski) | : | (15-17) 'Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?' derler. |
| Diyanet Vakfi | : | Bu ancak açık bir büyüdür, derler. |
| Edip Yüksel | : | Derler, 'Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir.' |
| Elmalılı Hamdi Yazır | : | Ve, bu, diyorlar başka bir şey değil, apaçık bir sihir |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş) | : | Ve diyorlar ki: «Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir. |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) | : | Ve diyorlar ki: «Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir.» |
| Fizilal-il Kuran | : | «Bu apaçık büyüdür» derler. |
| Gültekin Onan | : | "Bu, açıkca bir büyüden başkası değildir" dediler. |
| Hasan Basri Çantay | : | (Nitekim) «Bu, dediler, apaçık bir sihirden başkası değildir». |
| Hayrat Neşriyat | : | Bir de dediler ki: 'Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değildir.' |
| İbni Kesir | : | Ve derler ki: Bu, ancak apaçık bir büyüdür. |
| Muhammed Esed | : | ve "Bu, bir (beşerin) büyülü sözlerinden başka bir şey değildir!" derler, |
| Ömer Nasuhi Bilmen | : | (15-17) Ve dediler ki: «Bu, bir apaçık büyüden başka bir şey değildir. Ya bizler öldüğümüz ve bir toprak ve kemikler olduğumuz vakit mi, bizler mi muhakkak yeniden diriltilmiş olacağız? Yoksa bizim evvelki babalarımız da mı (öyle) diriltilecekler? |
| Ömer Öngüt | : | Ve derler ki: "Bu apaçık bir büyüdür. " |
| Şaban Piriş | : | -Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değil! diyorlar. |
| Suat Yıldırım | : | (14-17) Gerçeği gösteren bir delil veya bir mûcize görseler, başkalarını da onunla alay etmeye çağırır ve "Bu, derler, besbelli bir sihir! Demek biz öldükten, hem de çürümüş kemik ve toz toprak haline geldikten sonra, biz mi dirilecek mişiz! Gelmiş geçmiş babalarımız ve dedelerimiz de mi dirilecekler!" |
| Süleyman Ateş | : | "Bu apaçık bir büyüden başka bir şey değildir." diyorlar. |
| Tefhim-ul Kuran | : | «Bu, açıkça bir büyüden başkası değildir» dediler. |
| Ümit Şimşek | : | Diyorlar ki: 'Bu düpedüz büyüdür. |
| Yaşar Nuri Öztürk | : | Şöyle dediler: "Bu, apaçık bir büyüden başka şey değildir." |