Bel acibte ve yesharûn(yesharûne).
| İmam İskender Ali Mihr
| : | Evet, sen hayret ettin ve onlar (ise) alay ediyorlar. |
| Diyanet İşleri | : | Hayır, sen (onların hâline) şaştın, onlar ise alay ediyorlar. |
| Abdulbaki Gölpınarlı | : | Belki de şaştın sen ve alay eder onlar da. |
| Adem Uğur | : | Hayır, sen şaşıyorsun. Halbuki onlar alay ediyorlar. |
| Ahmed Hulusi | : | Hayır, onların alaylı hâllerine şaşıp kaldın. |
| Ahmet Tekin | : | Doğrusu sen, Allah’ın kudretine hayranlıkla; yeniden diriltilmeyi inkârlarına şaşkınlığı bir arada yaşıyorsun, onlar da alay ediyorlar. |
| Ahmet Varol | : | Hayır, sen (bu yaratışa) hayret ettin; onlarsa alay ediyorlar. |
| Ali Bulaç | : | Hayır, sen (bu muhteşem yaratışa ve onların inkarına) şaşırdın kaldın; onlar ise alay edip duruyorlar. |
| Ali Fikri Yavuz | : | Doğrusu (Ey Rasûlüm, Allah’ın kudretini ve öldükten sonra dirileceklerini inkâr etmelerine) sen şaştın. Onlar ise, seninle (ve taaccüb edişinle) alay ediyorlar. |
| Bekir Sadak | : | Evet; sen onlara sasiyorsun, onlar da seni alaya aliyorlar. |
| Celal Yıldırım | : | Ne var ki sen onlara (onların |
| Diyanet İşleri (eski) | : | Evet; sen onlara şaşıyorsun, onlar da seni alaya alıyorlar. |
| Diyanet Vakfi | : | Hayır, sen şaşıyorsun. Halbuki onlar alay ediyorlar. |
| Edip Yüksel | : | Sen hayranlık duyarken onlar alay ediyorlar. |
| Elmalılı Hamdi Yazır | : | Fakat sen taaccüb ettin onlar eğleniyorlar |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş) | : | Fakat sen hayrettesin, onlar ise alay ediyorlar. |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) | : | Fakat sen onlara şaşıyorsun, ama onlar (seninle) eğleniyorlar. |
| Fizilal-il Kuran | : | Ey Muhammed! Evet; sen onlara şaşıyorsun, onlar da seninle alay ediyorlar. |
| Gültekin Onan | : | Hayır, sen (bu muhteşem yaratışa ve onların inkarına) şaşırdın kaldın; onlar ise alay edip duruyorlar. |
| Hasan Basri Çantay | : | Belki sen (Habîbim) teaccüb etdin. Onlar da (bu teaccübünden dolayı) eğlenirler, |
| Hayrat Neşriyat | : | (Ey Habîbim!) Bil'akis (sen, onların bu kadar delillere rağmen inkâr etmelerine)hayret ettin, hâlbuki (onlar senin anlattıklarınla) alay ediyorlar. |
| İbni Kesir | : | Hayır, sen; şaşırıp kaldın, onlarsa alay edip duruyorlar. |
| Muhammed Esed | : | Hayır, sen hayranlık ve şaşkınlık duyarken onlar (yalnızca) alay ederler; |
| Ömer Nasuhi Bilmen | : | (12-14) Evet. Sen taaccüp ettin. Onlar ise istihzâda bulunurlar. Ve onlara nasihat verildiği zaman, düşünüp nasihat kabul etmezler. Ve bir mûcize gördükleri vakit de onunla istihzâ eder dururlar. |
| Ömer Öngüt | : | Hayır! Sen onlara şaşıyorsun. Onlar ise alay ediyorlar. |
| Şaban Piriş | : | Belki sen buna hayret ediyorsun, onlar da alay ediyorlar. |
| Suat Yıldırım | : | Ne var ki sen onların haşri inkâr etmelerine şaşırıyorsun, onlar ise seninle alay ederler. |
| Süleyman Ateş | : | Hayır sen (bu muhteşem kudrete) hayran kaldın; onlarsa (seninle) alay ediyorlar. |
| Tefhim-ul Kuran | : | Hayır, sen (bu muhteşem yaratışa ve onların inkarına) şaşırdın kaldın; onlar ise alay edip duruyorlar. |
| Ümit Şimşek | : | Sen hayrete düştün; onlar ise eğleniyorlar. |
| Yaşar Nuri Öztürk | : | Ama sen şaşırdın, onlarsa alay ediyorlar. |