SECDE Suresi 9. ayeti Türkçe Kur'an Mealleri | 32/SECDE-9

share on facebook  tweet  share on google  print  
SECDE-9 için 39 meâl bulundu. Bekir Sadak(32/SECDE-9: (7-9) Yarattgi her seyi guzel yaratan, insani baslangicta camurdan yaratan, sonra onun soyunu, bayagi bir suyun ozunden yapan, sonra onu sekillendirip ruhundan ona ufleyen Allah'tir. Size kulaklar, gozler, kalbler verilmistir. Oyleyken, pek az sukrediyorsunuz.) / Celal Yıldırım(32/SECDE-9: Sonra da düzeltip kılığına soktu ve kendi ruhundan ona üfledi de (böylece) size işiten kulaklar, gören gözler, anlayan kalbler var kıldı. Buna rağmen ne de az şükrediyorsunuz!)
Sponsor Bağlantı:

SECDE Suresi 9. ayeti Türkçe Kur'an Mealleri | 32/SECDE-9

SECDE-9 için 39 meâl bulundu. Bekir Sadak(32/SECDE-9: (7-9) Yarattgi her seyi guzel yaratan, insani baslangicta camurdan yaratan, sonra onun soyunu, bayagi bir suyun ozunden yapan, sonra onu sekillendirip ruhundan ona ufleyen Allah'tir. Size kulaklar, gozler, kalbler verilmistir. Oyleyken, pek az sukrediyorsunuz.) / Celal Yıldırım(32/SECDE-9: Sonra da düzeltip kılığına soktu ve kendi ruhundan ona üfledi de (böylece) size işiten kulaklar, gören gözler, anlayan kalbler var kıldı. Buna rağmen ne de az şükrediyorsunuz!)
Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 Sonraki

ثُمَّ سَوَّاهُ وَنَفَخَ فِيهِ مِن رُّوحِهِ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْأَبْصَارَ وَالْأَفْئِدَةَ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ

Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel efidete, kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).

1.summe: sonra
2.sevvâ-hu: sevva etti, düzenledi
3.ve nefeha: ve üfledi, üfürdü
4.fî-hi: onun içine
5.min rûhi-hÎ: ruhundan
6.ve ceale: ve kıldı
7.lekum: sizin için
8.es sem'a: işitme hassası
9.ve el ebsâre: ve görme hassası
10.ve el efidete: ve fuad (idrak etme) hassası
11.kalîlen: az
12.mâ teşkurûne: şükrediyorsunuz

Doğru tercüme edilmiş meâller


İmam İskender Ali Mihr: Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem’î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.
Adem Uğur: Sonra onu tamamlayıp şekillendirmiş, ona kendi ruhundan üflemiştir. Ve sizin için kulaklar, gözler, kalpler yaratmıştır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
Ahmed Hulusi: Sonra onu (beyini, Esmâ mânâlarını açığa çıkaracak şekilde) tesviye etti (nöronların Esmâ özelliklerini açığa çıkartacak dalga boylarını değerlendirecek şekilde oluşturulması) ve onda kendi ruhundan nefhetti (nefh = üfleme içten dışadır; nefholan yani içten dışa yani beynin data boyutundan açığa çıkarılan Esmâ mânâlarının özellikleridir ki, varlık âlemindeki "Allâh'ın ruhu" diye işaret edilen de budur Allâhu âlem). . . Sizin için sem' (algılama), basarlar (gözler - görme) ve FUADLAR (Esmâ mânâ özelliklerini beyne yansıtıcılar - kalp nöronları) oluşturdu. . . Ne az şükrediyorsunuz (değerlendiriyorsunuz)!
Ahmet Varol: Sonra onu düzenli bir şekle soktu ve içine kendi ruhundan üfledi. Size kulaklar, gözler ve kalpler verdi. Çok az şükrediyorsunuz!
Ali Bulaç: Sonra onu 'düzeltip bir biçime soktu' ve ona ruhundan üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve gönüller var etti. Ne az şükrediyorsunuz?
Bekir Sadak: (7-9) Yarattgi her seyi guzel yaratan, insani baslangicta camurdan yaratan, sonra onun soyunu, bayagi bir suyun ozunden yapan, sonra onu sekillendirip ruhundan ona ufleyen Allah'tir. Size kulaklar, gozler, kalbler verilmistir. Oyleyken, pek az sukrediyorsunuz.
Celal Yıldırım: Sonra da düzeltip kılığına soktu ve kendi ruhundan ona üfledi de (böylece) size işiten kulaklar, gören gözler, anlayan kalbler var kıldı. Buna rağmen ne de az şükrediyorsunuz!
Diyanet İşleri: Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. Sizin için işitme, görme ve idrak duygularını yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
Diyanet İşleri (eski): (7-9) Yarattığı her şeyi güzel yaratan, insanı başlangıçta çamurdan yaratan, sonra onun soyunu, bayağı bir suyun özünden yapan, sonra onu şekillendirip ruhundan ona üfleyen Allah'tır. Size kulaklar, gözler, kalbler verilmiştir. Öyleyken, pek az şükrediyorsunuz.
Diyanet Vakfi: Sonra onu tamamlayıp şekillendirmiş, ona kendi ruhundan üflemiştir. Ve sizin için kulaklar, gözler, kalpler yaratmıştır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
Edip Yüksel: Sonra onu biçimlendirip ona ruhundan üfledi. Size işitme ve görme yeteneği ile beyinler verdi; siz pek seyrek şükrediyorsunuz.
Elmalılı Hamdi Yazır: Sonra onu tesviye edib içine ruhundan nefh buyurdu ve sizin için o işitmeyi, o görmeleri ve gönülleri yaptı, siz pek az şükrediyorsunuz
Elmalılı (sadeleştirilmiş): Sonra onu düzenli bir şekle sokup, içine kendi ruhundan üfledi ve sizin için işitmeyi, o görmeleri ve gönülleri yaptı. Siz çok az şükrediyorsunuz!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Sonra onu düzenli bir şekle sokup, içine kendi ruhundan üfürdü. Ve sizin için kulaklar, gözler ve gönüller var etti. Siz pek az şükrediyorsunuz!
Seyyid Kutub: Sonra ona biçim verdi, ona kendi ruhundan üfledi ve sizin için kulaklar, gözler ve gönüller yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz?
Gültekin Onan: Sonra onu 'düzeltip bir biçime soktu' ve ona ruhundan üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve yürekler (efideh) var etti. Ne az şükrediyorsunuz?
Hasan Basri Çantay: Sonra onu düzeltib tamamladı. İçine ruuhundan üfürdü. Sizin için kulaklar, gözler, gönüller yaratdı. Ne az şükredersiniz?
Hayrat Neşriyat: Sonra onu (insan sûretinde) düzeltip içine kendi (yarattığı) rûhundan üfledi; hem sizin için kulaklar, gözler ve kalbler yaptı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
İbni Kesir: Sonra onu düzeltip tamamlamış ve ruhundan ona üflemiştir. Size de kulaklar, gözler ve kalbler vermiştir. Ne de az şükrediyorsunuz.
Muhammed Esed: sonra ona (yaratılış) amacına uygun bir şekil verip Kendi ruhundan üfler; ve (böylece, ey insanoğlu,) sizi hem işitme ve görme (melekeleri) hem de düşünce ve duygularla donatır, (Buna rağmen) ne kadar da az şükrediyorsunuz!
Ömer Nasuhi Bilmen: Sonra onu düzeltti ve içerisine ruhundan üfürdü ve sizin için işitmeyi ve gözleri ve gönülleri yarattı. Pek az şükredersiniz.
Ömer Öngüt: Sonra onu düzeltip tamamladı. İçine ruhundan üfürdü. Sizin için kulaklar, gözler, gönüller verdi. Ne az şükrediyorsunuz!
Suat Yıldırım: Sonra ona en uygun şeklini verdi, ona ruhundan üfledi. Size kulaklar, gözler, gönüller verdi. Ne az şükrediyorsunuz!
Süleyman Ateş: Sonra ona biçim verdi, ona kendi ruhundan üfledi. Ve sizin için kulak(lar), gözler ve gönüller yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
Tefhim-ul Kuran: Sonra da onu 'düzeltip bir biçime soktu' ve ona ruhundan üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve gönüller var etti. Ne kadar az şükrediyorsunuz?
Ümit Şimşek: Sonra ona güzel ve düzgün bir biçim verdi ve ruhundan üfledi. Böylece size kulaklar, gözler, kalpler verdi. Fakat ne kadar az şükrediyorsunuz!
Yaşar Nuri Öztürk: Sonra ona bir biçim verdi ve onun içine kendi ruhundan üfledi. Sizin için, işitme gücü, gözler ve gönüller vücuda getirdi. Ne kadar da az şükredersiniz!
Hayrat Neşriyat: Sonra onu (insan sûretinde) düzeltip içine kendi (yarattığı) rûhundan üfledi; hem sizin için kulaklar, gözler ve kalbler yaptı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

Hidayetin gizlendiği meâller

DİKKAT!

SECDE Suresinin 9. âyeti hidayetin açıklandığı/konu alındığı bir âyettir.

Türkiye'deki tüm Kur'ân-ı Kerim meâlleri, İslâm âlemini son derece hazin ve ürkütücü bir sona sürüklemektedir. Mütercimlerin birçoğu özellikle insanların kurtuluşuna yönelik hidayet âyetlerini bilerek ya da bilmeyerek gizlemişlerdir. Âyetin aslî muhtevasında olmayan kelimeleri meallerine eklemek ya da aslında var olan kelimeleri meallerinden çıkarmak suretiyle Allah’ın âyetlerini değiştirerek insanların dünya ve ahiret kurtuluşunu engellemişlerdir.

SECDE Suresinin 9. âyetinde hidayetin nasıl gizlendiğini görmek için: www.kuranmeali.org Kur'ân hakikâtlerini Kur'ân'ın ruhuna uygun olarak size ulaştıran ve bu konudaki bütün yanlışlıkları düzelten tek sitedir.
Abdulbaki Gölpınarlı: Sonra da onu tamamlamıştır, ona kabiliyet vermiştir ve ona rûhundan üfürmüştür ve size kulak, gözler ve gönüller halketmiştir; ne de az şükredersiniz.
Ali Fikri Yavuz: Sonra Allah onu (şeklini) düzeltip tamamladı ve bizzat kendi kudretinden ona ruh koydu. Sizin için kulaklar, gözler, kalbler yarattı. (Allah’ın size verdiği nimetlere karşı), şükrünüz pek az!...
Ahmet Tekin: Bir de, onu yaratılış amacına uygun olarak şekillendiren, rahmetiyle var ettiği düzenin bir bölümü olan ruhundan nûrânî dalgalar halinde onun bütün hücrelerine ruh yayarak hayat veren, onu bilinçlendiren, sizin için kulaklar, gözler, akıllar ve kalpler planlayıp yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz?
Şaban Piriş: Sonra ona şekil verip, canlandırdı. Size kulak, gözler ve gönüller verdi. Ne kadar az şükrediyorsunuz.

SECDE-9 ayetinde Hidayet Nasıl Gizlenmiştir?

HİDAYETİ GİZLEYENLER RAPORLARI

Hidayet; insan ruhunun yaşarken Allah'a ulaşmasıdır. Hidayet, İslâm'ın en önemli kavramıdır. Çünkü bir insan ancak Allah'a ulaşmayı dilerse, Allahû Tealâ'nın cennetine girmeye hak kazanabilir. Hidayeti gizleyenler, Kur'ân'ın aslında olan "O'na ulaşır", "Allah'a ulaşmak" gibi ifadeleri meâllerinde değiştirerek Allah'a ulaşmayı gizleyen kişilerdir.

SECDE-9 için Hidayeti Gizleyenler Raporu

Sayın Ahmet Tekin ve Şaban Piriş Hocalarımız "Allah'ın insana Kendi ruhundan üfürmesini", "can verdi" olarak parantez içine almaksızın yorum ile tercüme etmişler, HİDAYETİ GİZLEMİŞLERDİR.

Ruhun insana hayat verdiğine dair tek bir âyet-i kerime mevcut değildir.

Ruh başlığı altında bir konuyu daha gözler önüne sermek lâzımdır; Secde Suresinin 9. âyetini doğru tercüme etmiş bir çok mütercimimiz kitaplarında, web sitelerinde ve televizyonlarda toplumu yanlış yönlendiren açıklamalar yapmaktadır. Özellikle ülkemizdeki en önemli dîni otorite statüsünde bulunan Diyanet İşlerimizin web sitesindeki Dîni Terimler" bölümünde mesnetsizce "İnsan öldükten sonra ruh yaşamaya devam eder.", "İnsan ruhu dünyaya gelmeden önce ruhlar âleminde idi" gibi ifadeler kullanılmıştır.

Daha da tehlikeli ve karanlık (ve düşündürücü) olan ise; "İlâhî hitâba muhatap olan, sorumluluk yüklenen ve mükellef olan ruhtur." ifadesidir. Oysa Allah’ın emrinde olan ruh, insana sadece iyiliği ve güzelliği emreder.


17/İSRÂ-85: Ve yes’elûneke anir rûhı, kulir rûhu min emri rabbî ve mâ ûtîtum minel ilmi illâ kalîlâ(kalîlen).
Ve sana ruhtan sorarlar. De ki: “Ruh, Rabbimin emrindendir.” Ve size, (ruha ait) ilimden sadece az bir şey verildi.

"Allah'a sorumluluk yükleyen" bu ifadeniz, dalâletteki herhangi cahil bir insanın dahi söylemeye dilinin cesaret edemeyeceği bir cümledir. Allah'a sorumluluk yükleyen kişi uzak bir dalâlette, hatta GAFLET'ten gözü kararmış birisidir. Bilerek veya bilmeden şeytana hizmet eden birisidir. Nasıl olur da web sitenizde böyle bir cümleye yer verebilirsiniz? Sitenize eklediğiniz içerikleri hiç mi incelemiyorsunuz?

Yoksa siz Allah'a karşı bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz?

7/A'RÂF-28: Ve izâ faalû fâhişeten kâlû vecednâ aleyhâ âbâenâ vallâhu emerenâ bihâ, kul innallâhe lâ ye’muru bil fahşâi, e tekûlûne alâllâhi mâ lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Kötü (çirkin) bir şey yaptıkları zaman: “Babalarımızı onun üzerinde bulduk (onlardan böyle gördük) ve Allah onu bize emretti.” dediler. (Onlara şöyle) de: “Muhakkak ki; Allah, fahşayı (kötülüğü, çirkinliği) emretmez. Allah’a bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?”

  • Ruhun insana hayat verdiğine dair bir tek âyeti kerime var mı? YOK!
  • Ruhlar âlemi diye uydurduğunuz âleme dair Kur'ân'da bir işaret var mı? YOK!
  • Herhangi bir diğer canlıda (mesela hayvanlarda) ruh olduğuna dair bir tek âyet-i kerime var mı? YOK!

    YOK! YOK! YOK!

    Beyler! Utanmıyor musunuz? Güvenilir kaynak diye kullandığınız eserlerin sadece hurafelerle dolu olduğunu siz anlayana kadar daha kaç insanın ölmesini bekleyeceksiniz ve sizin yüzünüzden cehenneme gitmelerinin vebâlini alacaksınız?
  • Raporun devamı...

    Kur'an-ı Kerim'in Lafzı ve Ruhu
    Burda Dur www.kuranmeali.org Kur'an hakikatlerini Kur'an'ın ruhuna uygun olarak size ulaştıran ve bu konudaki bütün yanlışlıkları düzelten tek sitedir.

    Hidayeti Gizleyenler Raporlarına ulaşın
    Anket sonuçlarımıza ulaşın!
    Kuran Meali Org Anketleri Kur'an-ı Kerim'e aykırı bir çok hurafe İslam dininde yeri varmış şeklinde kabul görmekte ve toplumumuza öğretilmektedir. Bu hurafeleri tanımak ve çevrenizi uyarmak için anket sonuçlarımızı mutlaka inceleyiniz.

    KuranMeali.Org Anketleri
    Sitemizi bilgisayarınıza yükleyin!
    Sitemizi Download Edin Kuran Meallerini Kıyasla Masaüstü versiyonu kullanımınıza açılmıştır. Sağ sütundan "masaüstü Kuran Meallerini Kıyasla" programını bilgisayarınıza yükleyebilirsiniz.

    Kuran Meallerini Kıyasla v2.1.1 masaüstü versiyonu
    e-bülten üyeliği
    Ad Soyad
    e-posta
    Zikrullah
    Zikrullah ne demektir?
     Kur'ân-ı Kerim
     Allah'ı anmak
     Allah İsminin Al-lah Al-lah şeklinde sesli veya sessiz olarak tekrar edilmesi (Farz)

    3.547 kişi oy verdi.
    Sonuçları göster
    facebook  googleplus  Twitter  Delicious  Digg this  
    Sitemizde yer alan reklamlar kâr amacı için değil, KuranMeali.org'u daha hızlı hizmet verebilmesi için bağımsız bir server'a taşımak amacı ile eklenmiştir.