RUM Suresi 8. ayeti Türkçe Kur'an Mealleri | 30/RUM-8

MÜJDE!

KuranMeali.org Desktop

Kuran Meallerini Kıyasla Masaüstü 4.0 Çıktı!

KuranMeali.org websitesinin offline versiyonu olan 40 Kur'ân Meâli mukayeseli v3.0 ve v4.0 versiyonları çıktı. Yeni program ziyaretçi analizlerimiz göz önünde bulundurularak, iki sürüm olarak hazırlandı.

RUM Suresi 8. ayeti Türkçe Kur'an Mealleri | 30/RUM-8

RUM-8 için 40 meâl bulundu. Ali Fikri Yavuz (30/RÛM-8: Onlar, kendi aralarında düşünmediler mi ki, Allah göklerle yeri ve aralarındakileri, ancak hakkı yerleştirmek için ve muayyen bir vakit için yarattı, (bu vakit son bulunca, o varlıklar da yok olacaktır). Bununla beraber, gerçekten insanların çoğu Rablerine kavuşmayı inkâr ederler.) / Bekir Sadak (30/RÛM-8: Kendi kendilerine, Allah'in gokleri, yeri ve ikisinin arasinda bulunanlari, gercek olarak ve belirli bir sure icin yarattigini dusunmezler mi? Dogrusu insanlarin cogu, Rablerine kavusacaklarini inkar ederler.)
Sureler
Ayetler
onceki
sonraki
share on facebook  tweet  share on google  print  
Kur'ân dinlemeye başlamak için bir Hafız seçiniz.
Hafız Abu Bakr al Shatri sesinden RÛM-8 dinle!
أَوَلَمْ يَتَفَكَّرُوا فِي أَنفُسِهِمْ مَا خَلَقَ اللَّهُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا إِلَّا بِالْحَقِّ وَأَجَلٍ مُّسَمًّى وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ النَّاسِ بِلِقَاء رَبِّهِمْ لَكَافِرُونَ ﴿٨﴾

E ve lem yetefekkerû fî enfusihim, mâ halakallâhus semâvâti vel arda ve mâ beynehumâ illâ bil hakkı ve ecelin musemmâ(musemmen) ve inne kesîran minen nâsi bi likâi rabbihim le kâfirûn(kâfirûne).

1.e ve lem yetefekkerû: ve tefekkür etmiyorlar mı, düşünmüyorlar mı
2.fî enfusi-him: kendi nefsleri hakkında
3.mâ halaka: yaratmadı
4.allâhu: Allah
5.es semâvâti: semalar, gökler
6.ve el arda: ve arz, yeryüzü, yer
7.ve mâ: ve şeyler
8.beyne-humâ: ikisinin arasında
9.illâ: den başka
10.bi el hakkı: hak ile
11.ve ecelin: ve ecel, zaman, süre
12.musemmen: isimlendirilmiş, belirlenmiş
13.ve inne: ve muhakkak
14.kesîran: çok
15.min en nâsi: insanlardan
16.bi likâi: mülâki olmayı, Allah'a ulaşmayı
17.rabbi-him: onların Rab'leri
18.le: elbette, mutlaka, kesin olarak
19.kâfirûne: inkâr edenler

Doğru tercüme edilmiş meâller


1 - İmam İskender Ali Mihr: Onlar, kendi nefsleri hakkında tefekkür etmiyorlar mı (düşünmüyorlar mı)? Allah gökleri ve yeri ve ikisinin arasındaki şeyleri ancak hak ile ve belirlenmiş bir süre ile yarattı. Ve muhakkak ki insanların çoğu, Rab’lerine mülâki olmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) inkar edenlerdir.
1 - Adem Uğur: Kendi kendilerine, Allah'ın, gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları ancak hak olarak ve muayyen bir süre için yarattığını hiç düşünmediler mi? İnsanların birçoğu, Rablerine kavuşmayı gerçekten inkâr etmektedirler.
2 - Ahmet Varol: Kendi nefisleri üzerinde düşünmediler mi? Allah gökleri, yeri ve bunların arasındakileri ancak hak üzere ve belirlenmiş bir süre ile yaratmıştır. Gerçekten insanların çoğu Rablerine kavuşmayı inkar etmektedirler.
3 - Ali Bulaç: Kendi nefisleri konusunda düşünmüyorlar mı? Allah, gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları ancak hak ile ve belirlenmiş bir süre (ecel) olarak yaratmıştır. Gerçekten, insanlardan çoğu Rablerine kavuşmayı inkar ediyorlar.
4 - Ali Fikri Yavuz: Onlar, kendi aralarında düşünmediler mi ki, Allah göklerle yeri ve aralarındakileri, ancak hakkı yerleştirmek için ve muayyen bir vakit için yarattı, (bu vakit son bulunca, o varlıklar da yok olacaktır). Bununla beraber, gerçekten insanların çoğu Rablerine kavuşmayı inkâr ederler.
5 - Celal Yıldırım: Kendi kendilerine düşünmediler mi ki, Allah gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hakk ile ve (kendi katında) belirlenmiş bir süreye kadar (takdîr edip) yaratmıştır. (Ne yazık ki) insanların çoğu Rablarına kavuşmayı inkâr ederler.
6 - Diyanet Vakfi: Kendi kendilerine, Allah'ın, gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları ancak hak olarak ve muayyen bir süre için yarattığını hiç düşünmediler mi? İnsanların birçoğu, Rablerine kavuşmayı gerçekten inkâr etmektedirler.
7 - Edip Yüksel: Kendi kendilerine hiç düşünmediler mi ki ALLAH gökleri, yeri ve aralarındakileri bir amaç için ve belli bir süre için yaratmıştır. Buna rağmen, insanların çoğunluğu Rab'leriyle karşılaşmayı inkar etmektedirler.
8 - Elmalılı Hamdi Yazır: Nefislerinde bir düşünmediler de mi? Allah o Gökleri ve Yeri ve ikisinin arasındakileri başka değil, ancak hak sebeb ve müsemmâ bir ecel ile halk buyurmuştur, bununla beraber doğrusu insanlardan bir çoğu rablarının likasına kâfirdirler.
9 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): Vicdanlarında bir düşünmediler mi? Allah gökleri ve yeri ve ikisi arasındaki şeyleri gerçeğe uygun ve belirli bir süre için yaratmıştır. Bununla beraber insanlardan bir çoğu Rablerine kavuşmayı inkar ederler.
10 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Kendi içlerinde hiç düşünmediler mi ki, Allah göklerde, yerde ve bu ikisi arasında bulunan her şeyi ancak hak ile ve belirlenmiş bir süre için yaratmıştır? Gerçekten insanların çoğu, Rablerine kavuşmayı inkâr etmektedirler.
11 - Seyyid Kutub: Kendi kendilerine hiç düşünmediler mi ki, Allah göklerde, yerde ve bu ikisi arasında bulunan her şeyi ancak hak ile, belirlenmiş bir süre ile yaratmıştır. İnsanların çoğu, Rabb'lerine kavuşmayı inkâr ederler.
12 - Hasan Basri Çantay: Nefisleri hakkında (olsun) iyiden iyi düşünmediler mi? Allah o gökleri, o yeri ve ikisinin arasında bulunan şeyleri hakk (ın ikaamesine) ve muayyen bir va'de (nin inkızaasına) sebeb olmakdan başka (bir hikmetle) yaratmamışdır. Hakıykat, insanlardan çoğu Rablerine kavuşmayı cidden inkâr edicilerdir.
13 - Hayrat Neşriyat: (Onlar) Allah’ın, gökleri ve yeri ve ikisi arasında bulunanları, ancak hak ile (yerli yerinde) ve belirli bir ecel ile yarattığını, kendi nefislerinde hiç düşünmediler mi? Şübhesiz ki insanların çoğu, Rablerine kavuşmayı gerçekten inkâr eden kimselerdir.
14 - İbni Kesir: Kendi nefisleri hakkında düşünmezler mi? Ki Allah gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları ancak hak ile ve belirli bir süre için yaratmıştır. Doğrusu insanların çoğu Rabblarına kavuşmayı inkar ederler.
15 - Ömer Nasuhi Bilmen: Nefisleri hakkında tefekkürde bulunmadılar mı? Allah gökleri ve yeri ve bunların aralarındakilerini yaratmadı, ancak hak ile ve muayyen bir vakit için yaratmıştır. Ve şüphe yok ki, insanlardan birçokları Rablerine kavuşmayı elbette münkirdirler.
16 - Ömer Öngüt: Onlar kendi içlerinde hiç düşünmediler mi? Allah gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları ancak hak ile ve belirli bir süre için yaratmıştır. Doğrusu insanların çoğu, Rablerine kavuşmayı inkâr etmektedirler.
17 - Süleyman Ateş: Kendi içlerinde hiç düşünmediler mi ki Allâh, göklerde, yerde ve bu ikisi arasında bulunan her şeyi ancak hak olarak ve belirtilmiş bir süre ile yaratmıştır? İnsanlardan çoğu, Rabblerine kavuşmayı inkâr etmektedirler.
18 - Tefhim-ul Kuran: Kendi nefisleri konusunda düşünmüyorlar mı? Allah, gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları ancak hak ile ve belirlenmiş bir süre (ecel) olarak yaratmıştır. Gerçekten, insanlardan çoğu Rablerine kavuşmayı inkâr etmektedirler.
19 - Ümit Şimşek: Onlar kendi üzerlerinde hiç düşünmediler mi? Allah gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ile ve belirlenmiş bir ecel ile yaratmıştır. Fakat insanların birçoğu Rablerine kavuşmayı inkâr ediyor.

Hatalı tercüme edilmiş meâller

1 - Abdulbaki Gölpınarlı: Hiç olmazsa kendi kendilerine bir düşünmezler mi ki Allah, gökleri ve yeryüzünü ve ikisinin arasındakileri gerçek olarak ve mukadder bir zamân için yaratmıştır ve şüphe yok ki insanların çoğu, Rablerine kavuşacaklarını inkâr ederler elbet.
2 - Ahmed Hulusi: Nefslerindekini (hakikatlerini) hiç tefekkür etmediler mi? Allâh, semâları, arzı ve ikisi arasında olan şeyleri sadece Hak olarak; belli bir ömür süreciyle yarattı! Şüphesiz ki insanlardan çoğu Rablerine ereceklerini inkâr edenlerdir.
3 - Bekir Sadak: Kendi kendilerine, Allah'in gokleri, yeri ve ikisinin arasinda bulunanlari, gercek olarak ve belirli bir sure icin yarattigini dusunmezler mi? Dogrusu insanlarin cogu, Rablerine kavusacaklarini inkar ederler.
4 - Diyanet İşleri: Onlar, kendi nefisleri(nin yaratılış incelikleri) hakkında hiç düşünmediler mi? Hem Allah, gökler ile yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yaratmıştır. Şüphesiz insanların birçoğu Rablerine kavuşacaklarını inkâr ediyorlar.
5 - Diyanet İşleri (eski): Kendi kendilerine, Allah'ın gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları, gerçek olarak ve belirli bir süre için yarattığını düşünmezler mi? Doğrusu insanların çoğu, Rablerine kavuşacaklarını inkar ederler.
6 - Gültekin Onan: Kendi nefsleri konusunda düşünmüyorlar mı (yetefekkeru)? Tanrı, gökleri yeri ve bu ikisi arasında olanları ancak hak ve ecel ile yaratmıştır. Gerçekten, insanlardan çoğu rablerine kavuşmaya küfrediyorlar.

Hidayetin gizlendiği meâller

DİKKAT!

RÛM Suresinin 8. âyeti hidayetin açıklandığı/konu alındığı bir âyettir.

Türkiye'deki tüm Kur'ân-ı Kerim meâlleri, İslâm âlemini son derece hazin ve ürkütücü bir sona sürüklemektedir. Mütercimlerin birçoğu özellikle insanların kurtuluşuna yönelik hidayet âyetlerini bilerek ya da bilmeyerek gizlemişlerdir. Âyetin aslî muhtevasında olmayan kelimeleri meallerine eklemek ya da aslında var olan kelimeleri meallerinden çıkarmak suretiyle Allah’ın âyetlerini değiştirerek insanların dünya ve ahiret kurtuluşunu engellemişlerdir.

RÛM Suresinin 8. âyetinde hidayetin nasıl gizlendiğini görmek için: www.kuranmeali.org Kur'ân hakikâtlerini Kur'ân'ın ruhuna uygun olarak size ulaştıran ve bu konudaki bütün yanlışlıkları düzelten tek sitedir.
1 - Yaşar Nuri Öztürk: Kendi benliklerinin içinde olup bitenleri de mi düşünmediler! Allah gökleri, yeri ve bu ikisi arasındakileri ancak hak üzere ve belirlenmiş bir süreye bağlı olarak yaratmıştır. Şu da bir gerçek ki, insanlardan çokları Rablerine kavuşmayı gerçekten inkâr ediyorlar.
2 - Ahmet Tekin: Kendi kendilerine, Allah’ın gökleri, yeri ve ikisinin arasındaki varlıkları ve imkânları ancak, haklı bir gerekçe ile, hikmete dayalı, hesaplı bir düzen içinde ve belirli bir süre için yaratmasının sebeplerini hiç düşünmüyorlar mı? İncelemiyorlar mı? İnsanların bir çoğu Rablerinin huzurunda hesaba çekilmeyi, mükâfat ve cezayı gerçekten inkâr etmektedirler.
3 - Muhammed Esed: Onlar kendi içlerinde bir muhasebe yapmayı hiç bilmezler mi? Allah, gökleri ve yeri ve ikisi arasında bulunan her şeyi (deruni) bir anlamdan ve (kendi belirlediği) bir zaman sınırından yoksun yaratmış olamaz: fakat, çoğu kimse, sonunda Rablerine kavuşacaklarını hala inatla reddeder!
4 - Şaban Piriş: Kendi kendilerine hiç düşünmüyorlar mı? Allah gökleri, yeri ve aralarındaki şeyleri ancak hak ile ve belirli bir süre için yaratmıştır. İnsanların çoğu, Rabb’lerinin huzuruna çıkacaklarını inkar ederler
5 - Suat Yıldırım: Onlar azıcık olsun kendi başlarına kalıp düşünmediler mi ki: Allah gökleri, yeri ve ikisinin arasında olan bütün varlıkları gerçek bir gaye ile, belirli bir vâdeye kadar yaratmıştır. Ama insanların birçoğu, Rab’lerinin huzuruna çıkacaklarını inkâr ediyorlar.

RÛM-8 ayetinde Hidayet Nasıl Gizlenmiştir?

HİDAYETİ GİZLEYENLER RAPORLARI

Hidayet; insan ruhunun yaşarken Allah'a ulaşmasıdır. Hidayet, İslâm'ın en önemli kavramıdır. Çünkü bir insan ancak Allah'a ulaşmayı dilerse, Allahû Tealâ'nın cennetine girmeye hak kazanabilir. Hidayeti gizleyenler, Kur'ân'ın aslında olan "O'na ulaşır", "Allah'a ulaşmak" gibi ifadeleri meâllerinde değiştirerek Allah'a ulaşmayı gizleyen kişilerdir.

RÛM-8 için Hidayeti Gizleyenler Raporu

  • Ahmet Tekin: "İnsanların bir çoğu Rablerinin huzurunda hesaba çekilmeyi, mükâfat ve cezayı gerçekten inkâr etmektedirler."
  • Muhammed Esed: Fakat, çoğu kimse, sonunda Rablerine kavuşacaklarını hala inatla reddeder!
  • Suat Yıldırım: "Ama insanların birçoğu, Rab’lerinin huzuruna çıkacaklarını inkâr ediyorlar."
  • Şaban Piriş: İnsanların çoğu, Rabb’lerinin huzuruna çıkacaklarını inkar ederler.

    Ey Azîz Hocalarımız, "sonunda", "Rabb'lerinin huzuruna" kelimelerini nereden bulduğunuzu bizlerle paylaşırsanız çok seviniriz. Biz tüm kelimeleri tek tek inceledik ama bizler Rûm Suresinin 8. âyetinin "ölümden sonraki" bir zamanı işaret ettiğine dair bir tek kelime dahi bulamadık!

    Sayın Yaşar Nuri Hocamız da "Kendi benliklerinin içinde olup bitenleri de mi düşünmediler!" şeklinde bir ifade kullanmış. Sayın hocamız bununla ne demek istedi Allah bilir... Bizler ne bu kelimeleri nereden bulduğunu ne de yazdıklarının ne anlama geldiğini anlayamadık...

    Abdulbaki Gölpınarlı, Ahmed Hulusi, Bekir Sadak, Diyanet İşleri, Diyanet İşleri (eski), Gültekin Onan Hocalarımız ise "Allah'a mülâki olmayı" gelecek zamana ait tercüme etmiş ve Allah'a ulaşmayı dilemenin farz olduğuna meâllerinde yer vermemişlerdir.

    ****

    Sevgili Kardeşlerimiz,

    Artık uyanmalı ve bizlere Kur'ân'sız bir dîn tatbikatı öğrettiklerinin farkına varmalısınız. Ülkemiz maalesef Kur'ân cahili dîn simsarlarının cirit attığı ve her gün Kur'ân'a aykırı yeni bir hurafenin peydahlandığı ve şeytanın hizmetkârlarının dîn adamı olarak lânse edildiği bir ülkeye dönüştürülmüştür. Ülkemiz Kur'ân'daki İslâm'ı bilmeyen dîn öğreticilerinin el yazmalarından öğrendikleri hurafeleri sizlere İslâm'mış gibi dayattıkları hazin bir dönemden geçmektedir.

    Allah'a mülâki olmayı (kavuşmayı) dilemek üzerimize farzdır!
    Allah'a ulaşmak, yani yaşarken ruhumuzun Allah'a ulaşması hidayettir.


    Nitekim Ankebût Suresinin 5. âyet-i kerimesinde Rabbimiz tüm insanların -eğer Allah'a ulaşmayı dilerlerse- Allah'a mülâki olacakları günün herkes için farklı olarak tayin edildiğini kesin olarak açıklamıştır.

    29/ANKEBÛT-5: Men kâne yercû likâallâhi fe inne ecelallâhi le âtin, ve huves semîul alîm(alîmu).
    Kim Allah’a mülâki olmayı (hayattayken Allah’a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah’a ulaşacaktır). Ve O; en iyi işiten, en iyi bilendir.

    "Men kâne yercû likâallâhi fe inne ecelallâhi leât: Kim Allah'a mülâki olmayı (hayattayken Allah'a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah'ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir."

    Âyetteki ifadeden açıkça görüleceği üzere tüm insanların ruhlarının Allah'a ulaşma vakitleri ayrı ayrıdır, tayin edilen bu süre kişinin Allah'a ulaşmayı dilediği ana bağlıdır. Yani bizim sevgili dîn adamlarımızın söylediği gibi Allah'a mülâki olmak kıyâmet günü Allah'ın huzurunda tüm insanların aynı anda toplanması değildir.

    Allah'a ulaşmayı dilersek ne olur?

    Bir insan "Ey yüce Allah'ım ne olur benim de ruhumu Sana ulaştır." şeklinde kalbî bir taleple Allah'a dua ederse;
    1. O anda dalâletten ve cehennem ehli olmaktan kurtulur.
    2. O anda hidayete adım atar ve cenneti haketmiştir.
    3. Eğer 7-8 aylık bir ömrü var ise Allahû Tealâ muhakkak o kişinin ruhunu Kendisine ulaştıracak ve o kişi böylece ermiş evliya olacaktır.
    Bunları biz mi diyoruz? Hayır Rabbimiz diyor.

    13/RA'D-27: Ve yekûlullezîne keferû lev lâ unzile aleyhi âyetun min rabbihi, kul innallâhe yudillu men yeşâu ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe).
    Ve kâfirler: “Ona, Rabbinden bir âyet (mucize) indirilse olmaz mı?” derler. De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).”

    "Ben onları Kendime ulaştırırım!" Rabbimiz bir söz verdi ise asla tutmaması mümkün değildir, bize düşen sadece "Ey yüce Allah'ım, ne olur benim de ruhumu Sana ulaştır, benim de ermiş bir evliyan olmamı bana nasip et. Amin." şeklinde bir duadır.

    Eğer "Allah'a ulaşma dileğini" yapmazsak ne olur?

    10/YÛNUS-7: İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatmeennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).
    Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

    10/YÛNUS-8: Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
    İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).

    O halde;

    "Ey yüce Allah'ım benim de ruhumu Sana ulaştır, ne olur!" diye dua etmek için ne bekliyoruz ki...
  • Raporun devamı...

    quran-menu
    RÛM Suresi (Mealleri Kıyasla)
    1 ,2 ,3 ,4 ,5 ,6 ,7 ,8 ,9 ,10 ,11 ,12 ,13 ,14 ,15 ,16 ,17 ,18 ,19 ,20 ,21 ,22 ,23 ,24 ,25 ,26 ,27 ,28 ,29 ,30 ,31 ,32 ,33 ,34 ,35 ,36 ,37 ,38 ,39 ,40 ,41 ,42 ,43 ,44 ,45 ,46 ,47 ,48 ,49 ,50 ,51 ,52 ,53 ,54 ,55 ,56 ,57 ,58 ,59 ,60
    quran-menu
    Kur'an indeksine göre sırala - Ada Göre Sırala - Nuzul (iniş) sırasına göre sırala

    Kuran Meali Org Android APP

    KuranMealiOrg Android Sürümü

    Kuran Meali Org sitemizin, 39 Kuran Mealini kıyaslayan Android versiyonu yayınlandı.
    Daha fazla bilgi için burayı tıklayınız.
    Telefonunuza / tabletinize kurmak için burayı tıklayınız.
    Sitemizi bilgisayarınıza yükleyin!
    Sitemizi Download Edin
    Kuran Meallerini Kıyasla Masaüstü versiyonun 2016 sürümü kullanımınıza açılmıştır.
    Windows 10 ile uyumludur.

    Kuran Meallerini Kıyasla v4.0 masaüstü versiyonu

    Kur'an'daki Hidayet Gizleyenler Raporları

    Burda Dur www.kuranmeali.org Kur'an hakikatlerini Kur'an'ın ruhuna uygun olarak size ulaştıran ve bu konudaki bütün yanlışlıkları düzelten tek sitedir.

    Hidayeti Gizleyenler Raporlarına ulaşın

    Kur'ân'daki İslam Anketleri sonuçlarımıza ulaşın!

    Kuran Meali Org Anketleri Kur'an-ı Kerim'e aykırı bir çok hurafe İslam dininde yeri varmış şeklinde kabul görmekte ve toplumumuza öğretilmektedir. Bu hurafeleri tanımak ve çevrenizi uyarmak için anket sonuçlarımızı mutlaka inceleyiniz.

    KuranMeali.Org Anketleri
    Allah'a ulaşmayı dilemek
    Kur'ân-ı Kerim'e göre Allah'a ulaşmayı dilemek farz mıdır?
     Evet
     Hayır

    32.876 kişi oy verdi.
    Sonuçları göster