أُوْلَئِكَ الَّذِينَ لَهُمْ سُوءُ الْعَذَابِ وَهُمْ فِي الْآخِرَةِ هُمُ الْأَخْسَرُونَ
Ulâikellezîne lehum sûul azâbi ve hum fîl âhıreti humul ahserûn(ahserûne).
| İmam İskender Ali Mihr
| : | İşte onlar ki, onlar için azabın kötüsü vardır. Ve onlar ki, onlar ahirette en çok hüsrana uğrayanlardır. |
| Diyanet İşleri | : | Onlar, azabın en kötüsü kendilerine has olan kimselerdir. Onlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır. |
| Abdulbaki Gölpınarlı | : | Onlar, o kişilerdir ki onlarındır kötü azap ve onlardır âhirette en fazla ziyan edenlerin ta kendileri. |
| Adem Uğur | : | İşte bunlar, azabı en ağır olanlardır; ahirette en çok ziyana uğrayacaklar da onlardır. |
| Ahmed Hulusi | : | İşte bunlar var ya, azabın kötüsü onlaradır! Gelecekteki yaşamda da en çok hüsrana uğrayacak olanlar onlardır! |
| Ahmet Tekin | : | İşte bunlar, öldürülerek, esir edilerek dünyada en ağır cezaya çarptırılanlardır. Âhirette, ebedî yurtta da en çok ziyana uğrayacak olan onlardır. |
| Ahmet Varol | : | İşte azabın en kötüsü onlaradır ve onlar ahirette de en büyük kayba uğrayanlardır. |
| Ali Bulaç | : | İşte onlar; en kötü azab onlarındır ve ahirette de en büyük kayba uğrayanlardır. |
| Ali Fikri Yavuz | : | Bunlar o kimselerdir ki, kendilerine azabın kötüsü vardır; ve âhirette de onlar, en ziyade hüsrana uğrayanlardır. |
| Bekir Sadak | : | Kotu azap iste bunlaradir. Ahirette en cok kayba ugrayacaklar da bunlardir. |
| Celal Yıldırım | : | İşte bunlar öyle kimselerdir ki, kendilerine azâbın kötüsü vardır ve bunlar Âhiret'te de ziyana uğrayanların kendileridir. |
| Diyanet İşleri (eski) | : | Kötü azap işte bunlaradır. Ahirette en çok kayba uğrayacaklar da bunlardır. |
| Diyanet Vakfi | : | İşte bunlar, azabı en ağır olanlardır; ahirette en çok ziyana uğrayacaklar da onlardır. |
| Edip Yüksel | : | Onlar en kötü cezayı haketmişlerdir ve ahirette de en çok kayba uğrayanlardır. |
| Elmalılı Hamdi Yazır | : | bunlar o kimselerdir ki kendilerine azâbın kötüsü vardır ve bunlardır ki Âhırette en çok husrana düşenlerdir |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş) | : | Onlar, o kimselerdir ki kendilerine azabın kötüsü vardır, ahirette en çok ziyana uğrayanlar da onlardır. |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) | : | İşte bunlar, kendileri için oldukça ağır bir azab bulunan kimselerdir, ahirette en çok ziyana uğrayacaklar da onlardır. |
| Fizilal-il Kuran | : | Onlar azapların en kötüsüne çarpılacaklardır ve yine onlar ahirette en ağır zarara uğrayanlar olacaklardır. |
| Gültekin Onan | : | İşte onlar; en kötü azab onlarındır ve ahirette de en büyük kayba uğrayanlardır. |
| Hasan Basri Çantay | : | Onlar öyle kimselerdir ki kötü azâb (işte) onlara mahsusdur. Onlar âhiretde de en çok hüsrana uğrayanların ta kendileridir. |
| Hayrat Neşriyat | : | İşte bunlar öyle kimselerdir ki, azâbın en kötüsü onlarındır. Ve onlar âhirette gerçekten en ziyâde hüsrâna uğrayacak olanlardır. |
| İbni Kesir | : | Bunlar öyle kimselerdir ki; kötü azap onlarındır. Ve onlar; ahirette de en çok hüsrana uğrayanların kendileridir. |
| Muhammed Esed | : | Azabın en kötüsüne uğrayacak olanlar işte böyleleridir; ahirette en büyük kayba uğrayacak olanlar da böyleleri..! |
| Ömer Nasuhi Bilmen | : | Onlar öyle kimselerdir ki, azabın en kötüsü onlar içindir ve onlar ki, ahirette en ziyâde hüsrâna düşenler onlardır. |
| Ömer Öngüt | : | En kötü azap işte bunlaradır. Ahirette en çok kayba uğrayacaklar da bunlardır. |
| Şaban Piriş | : | İşte onlar! En kötü azap onlar içindir. Ahirette en büyük hüsrana uğrayacak olanlar, onlardır. |
| Suat Yıldırım | : | Onlara çetin bir azap vardır, âhirette ise en çok ziyana uğrayacak olanlar da onlardır. |
| Süleyman Ateş | : | Onlar, öyle kimselerdir ki, en kötü azâb kendilerinindir. Ve onlar âhirette de en çok ziyana uğrayanlardır. |
| Tefhim-ul Kuran | : | İşte onlar; en kötü azab onlarındır ve onlar ahirette de en büyük kayba uğrayanlardır. |
| Ümit Şimşek | : | Onlar için azabın kötüsü vardır; âhirette de onlar en ziyade hüsrana uğrayacak olanlardır. |
| Yaşar Nuri Öztürk | : | İşte bunlardır kendilerine azabın korkuncu öngörülen. Âhirette hüsrana uğrayacaklar da onlardır. |