Anasayfa    Bize ulaşın    Kuran Meallerini Mukayese Et (Masaüstü program versiyonu)  
 

Kur'an-ı Kerim'in Lafzı ve Ruhu
www.kuranmeali.org Kur'an hakikatlerini Kur'an'ın ruhuna uygun olarak size ulaştıran ve bu konudaki bütün yanlışlıkları düzelten tek sitedir.

"Hidayeti Gizlemeyin! Gizletmeyin" başlıklı İhtarlarımıza ulaşın
Anket sonuçlarımıza ulaşın!
Kur'an-ı Kerim'e aykırı bir çok hurafe İslam dininde yeri varmış şeklinde kabul görmekte ve toplumumuza öğretilmektedir. Bu hurafeleri tanımak ve çevrenizi uyarmak için anket sonuçlarımızı mutlaka inceleyiniz.

KuranMeali.Org Anketleri
Sitemizi bilgisayarınıza yükleyin!
Kuran Meallerini Kıyasla Masaüstü versiyonu kullanımınıza açılmıştır. Sağ sütundan "masaüstü Kuran Meallerini Kıyasla" programını bilgisayarınıza yükleyebilirsiniz.

Kuran Meallerini Kıyasla v2.1.1 masaüstü versiyonu

Kur'ân-ı Kerim » 26 / ŞUARÂ - 99
Sonraki Ayet : http://www.kuranmeali.org/26/suara_suresi/100.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx
Ayetin Tefsiri : "ŞUARÂ suresi, 99. ayeti" tefsiri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227

وَمَا أَضَلَّنَا إِلَّا الْمُجْرِمُونَ

Ve mâ edallenâ illel mucrimûn(mucrimûne).

1.ve mâ: ve olmadı
2.edalle-nâ: bizi dalâlette bıraktı
3.illâ: den başka
4.el mucrimûne: suçlular

İmam İskender Ali Mihr :Ve bizi mücrimlerden (hidayete mani olanlardan) başkası dalâlette bırakmadı.
Diyanet İşleri:“Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı.”
Abdulbaki Gölpınarlı:Bizi, ancak o mücrimler saptırdı.
Adem Uğur:Bizi ancak o günahkârlar saptırdı.
Ahmed Hulusi:"Bizi ancak o suçlular (hakikati inkâr edenler) saptırdı. "
Ahmet Tekin:'Bizi, kesinlikle, İslâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsiler, suçlular, günahkârlar hak yoldan uzaklaştırıp başımıza buyruk hale getirerek, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihimize imkân sağladılar.'
Ahmet Varol: Bizi o suçlulardan başkası saptırmadı.
Ali Bulaç:"Bizi suçlu günahkarlardan başka saptıran olmadı."
Ali Fikri Yavuz:Bizi ancak (kendilerine uyduğumuz bizden önceki) mücrimler sapıttı.
Bekir Sadak:(96-102) Orada putlariyla cekiserek: «Vallahi biz apacik bir sapiklikta idik; cunku biz sizi alemlerin Rabbine esit tutmustuk; bizi saptiranlar ancak suclulardir; simdi sefaatcimiz, yakin bir dostumuz yoktur; keski geriye bir donusumuz olsa da inananlardan olsak derler.
Celal Yıldırım:Ve bizi ancak suçlu günahkârlar saptırdı.
Diyanet İşleri (eski):(96-102) Orada putlarıyla çekişerek: 'Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak' derler.
Diyanet Vakfi:Bizi ancak o günahkârlar saptırdı.
Edip Yüksel:'Bizi saptıranlar suçlulardı.'
Elmalılı Hamdi Yazır:Ve bizi hep o mücrimler şaşırtmıştı
Elmalılı (sadeleştirilmiş):Ve bizi hep o suçlular şaşırtmıştı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2):«Ve bizi hep o günahkarlar saptırdı.»
Fizilal-il Kuran:Bizi ağır suçlular yoldan çıkarmışlardır.
Gültekin Onan:"Bizi suçlu günahkarlardan başka saptıran olmadı."
Hasan Basri Çantay:«Bizi o mücrimlerden başkası sapdırmadı».
Hayrat Neşriyat: 'Bizi ancak günahkârlar dalâlete düşürdü.'
İbni Kesir:Ve bizi suçlulardan başka da saptıran olmamıştı.
Muhammed Esed:yine de (sizi tanrılaştırarak) yoldan çıkmamıza günah (önderlerimiz) sebep oldu!
Ömer Nasuhi Bilmen:«Ve bizi ancak o mücrimler sapıtmış oldular.»
Ömer Öngüt:“Bizi ancak günahkârlar saptırdı. ”
Şaban Piriş:Bizi hep o günahkarlar şaşırtmıştı.
Suat Yıldırım:(96-102) Orada putlarıyla çekişirken şöyle derler "Vallahi de, tallahi de biz besbelli bir sapıklık içinde imişiz!" "Çünkü biz sizi Rabbülâlemin ile bir tutuyorduk. Ama bizi saptıranlar da, o mücrimler oldu." "Şimdi artık ne şefaatçimiz var bizim, ne candan bir dostumuz!" "Ah! Ne olurdu, imkân olsa da dünyaya bir dönsek ve müminlerden olsaydık!"
Süleyman Ateş:"Ama bizi saptıran o suçlulardır."
Tefhim-ul Kuran:«Bizi suçlu günahkârlardan başka saptıran da olmadı.»
Ümit Şimşek:'Fakat bizi o mücrimler saptırdı.
Yaşar Nuri Öztürk:"Bizi saptıran, o suçlulardan başkası değildi."

İsim
e-posta
Kur'ân-ı Kerim'e göre Sırat-ı Mustakîm nedir?
 Doğru yoldur
 Allah'a istikametlenmiş (Allah'a ulaştıran) yoldur
 Cennet ve Cehennemi birleştiren köprüdür

1.107 kişi oy verdi.
Sonuçları göster
         
  • "Kur'ân'daki Hidayet" insan ruhunun ölmeden evvel Allah'a ulaşmasıdır.
  • Sahte Kur'an Meallerine dikkat - Türk-İslam Alemine Uyarı!
  • Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye'deki bütün Kur'an Meali yazarları hidayeti bilerek mi gizliyor?

  • Bakara 120. ayet
    Ali İmran 73. ayet
    Nisa 175. ayet
    Rad 21. ayet
    Rad 27. ayet
    Rum 31. ayet
    Enfal 29. ayet
    Şura 13.ayet
    Secde 9. ayet
    Telif bilgisi : Bu sitede yayınlanan her türlü bilgi ve döküman kaynak gösterilerek veya göstermeksizin kullanılabilir.
      Anasayfa    Bize ulaşın