Zikrâ, ve mâ kunnâ zâlimîn(zâlimîne).
| İmam İskender Ali Mihr
| : | Hatırla ki Biz, zalimler (zulmedenler) olmadık. |
| Diyanet İşleri | : | Bu, bir hatırlatmadır. Biz zalim değiliz. |
| Abdulbaki Gölpınarlı | : | Öğüt vermesinler ve biz zulmetmeyiz hiç. |
| Adem Uğur | : | (Onlar) ihtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değilizdir. |
| Ahmed Hulusi | : | (Önce) hatırlatma olur! Biz haksızlık etmeyiz! |
| Ahmet Tekin | : | İkazda bulunmadan, öğüt vermeden de helâk etmedik. Biz zâlim değiliz. |
| Ahmet Varol | : | Hatırlatma yapılmıştır. Biz zalimler değiliz. |
| Ali Bulaç | : | (Onlara) Hatırlatma (yapılmıştır); biz zulmedici değiliz. |
| Ali Fikri Yavuz | : | (Onlara) öğüd verilmiştir. Biz (onları helâk etmekle) zulmetmiş değilizdir. |
| Bekir Sadak | : | (208-20) 9 Hicbir kasaba halkini kendilerine ogut veren uyaricilar gelmeden yok etmedik. Biz zalim degiliz.* |
| Celal Yıldırım | : | Öğüt ve hatırlatmada bulunulmuştur ; ve biz onlara zulmediciler olmadık. |
| Diyanet İşleri (eski) | : | (208-209) Hiçbir kent halkını kendilerine öğüt veren uyarıcılar gelmeden yok etmedik. Biz zalim değiliz. |
| Diyanet Vakfi | : | (208-209) Biz hiçbir memleketi, öğüt vermek üzere (gönderdiğimiz) uyarıcıları (peygamberleri) olmadan yok etmemişizdir. Biz zalim değiliz. |
| Edip Yüksel | : | Bu bir uyarı ve mesajdır; çünkü biz haksızlık etmeyiz. |
| Elmalılı Hamdi Yazır | : | İhtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değilizdir |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş) | : | (Onlara) ihtar edilmiştir ve Biz haksızlık etmiş değilizdir. |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) | : | (Onlar) ihtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değiliz. |
| Fizilal-il Kuran | : | Amaç başlarına gelecekleri kendilerine önceden haber vermektir. Biz zalim değiliz. |
| Gültekin Onan | : | (Onlara) Hatırlatma (yapılmıştır); biz zulmedici değiliz. |
| Hasan Basri Çantay | : | (208-209) Biz hiçbir memleketi, ona (halkına) öğüd vermek üzere inzâr edici (peygamber) ler (göndermiş) olmadıkça helak etmedik. Biz zulmedenler değiliz. |
| Hayrat Neşriyat | : | (208-209) Hâlbuki (biz) hiçbir memleketi, (halkına) nasîhat vermek üzere kendisine(gönderilen) korkutucuları (peygamberleri) olmadan helâk etmedik. Ve (aslâ) zâlimler olmadık. |
| İbni Kesir | : | Öğüt olarak. Ve Biz, zalimler olmadık |
| Muhammed Esed | : | ve hatırlatıcı mesajlar göndermeden; çünkü Biz (hiç kimseye) asla zulmetmeyiz. |
| Ömer Nasuhi Bilmen | : | Azîm bir tenbih yapılmıştır ve Biz zulmedenler olmadık. |
| Ömer Öngüt | : | Öğüt vermek üzere. Biz zâlim değiliz. |
| Şaban Piriş | : | (208-209) Uyarıcılar göndermediğimiz hiçbir ülkeyi helak etmedik. Hiçbir zaman zulmedici olmadık. |
| Suat Yıldırım | : | Öğüt verilip hatırlatma yapılmıştır. Biz hiçbir zaman zalim olmadık. |
| Süleyman Ateş | : | (Uyarıcılar) uyarırlardı. Biz zulmediciler değildik. |
| Tefhim-ul Kuran | : | (Onlara) hatırlatma (yapılmıştır); biz zulmedenler değiliz. |
| Ümit Şimşek | : | Onlara öğüt verilmiş, hatırlatma yapılmıştır. Yoksa Biz haksızlık edici değiliz. |
| Yaşar Nuri Öztürk | : | Uyarı/hatırlatma olacak! Biz zalimler değiliz. |