Ve fealte fa’letekelletî fealte ve ente minel kâfirîn(kâfirîne).
| İmam İskender Ali Mihr
| : | Ve sen, yapacağın işi yaptın (cinayet işledin). Ve sen, kâfirlerdensin. |
| Diyanet İşleri | : | “(Böyle iken) sen o yaptığın işi yaptın (adam öldürdün). Sen nankörlerdensin.” |
| Abdulbaki Gölpınarlı | : | Ve o yaptığın işi de yaptın ve sen, nankörlerdensin. |
| Adem Uğur | : | Sonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin! |
| Ahmed Hulusi | : | "Bir de o fiili işledin! (Firavun'un halkından birini öldürmek). . . Sen nankörlerdensin!" |
| Ahmet Tekin | : | 'Sonunda yapacağını da yaptın. Sen nankör birisisin.' |
| Ahmet Varol | : | Sonuçta o yaptığın işi de yaptın. Sen nankörlerdensin.' |
| Ali Bulaç | : | "Ve sen, yapacağın işi (cinayeti) de işledin; sen nankörlerdensin." |
| Ali Fikri Yavuz | : | O yaptığın işi (Kıptî’yi öldürmeyi) de sen işledin; sen nankörlerdensin.” |
| Bekir Sadak | : | (18-19) Firavun Musa'ya: «Biz seni cocukken yanimiza alip buyutmedik mi? Hayatinin bircok yillarini aramizda gecirmedin mi? Sonunda yapacagni da yaptin. Sen nankorun birisin» dedi. |
| Celal Yıldırım | : | Yapmak istediğini yaptın ve sen (cidden) nankörlerdensin,» dedi. |
| Diyanet İşleri (eski) | : | (18-19) Firavun Musa'ya: 'Biz seni çocukken yanımıza alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi? Sonunda yapacağını da yaptın. Sen nankörün birisin' dedi. |
| Diyanet Vakfi | : | Sonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin! |
| Edip Yüksel | : | 'Sonunda yapacağını yaptın. Sen nankör birisin.' |
| Elmalılı Hamdi Yazır | : | Hem de o yaptığın fi'li yaptın, o halde sen o nankör kâfirlerdensin |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş) | : | hem de o yaptığın (kötü) işi yaptın; o halde sen o nankör kafirlerdensin!» |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) | : | «Sonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin!» |
| Fizilal-il Kuran | : | Sonunda o ağır suçu işledin. Sen o sırada bir kafirdin. |
| Gültekin Onan | : | "Ve sen, yapacağın işi (cinayeti) de işledin; sen kafirlerdensin." |
| Hasan Basri Çantay | : | «O yapdığın fi'li de sen işledin. Sen nankörlerdensin». |
| Hayrat Neşriyat | : | 'Sonunda o yaptığın işi de yaptın; o hâlde sen nankörlerdensin!' |
| İbni Kesir | : | Ve yapacağın işi de yaptın. Sen nankörlerdensin. |
| Muhammed Esed | : | Ama sonunda yapacağını yaptın ve nankör biri oldu(ğunu gösterdi)n!" |
| Ömer Nasuhi Bilmen | : | «Ve o yaptığın fiilini yapıverdin. O halde sen nankörlerdensin.» |
| Ömer Öngüt | : | “Sonunda yapacağını yaptın. Sen nankörün birisin!” |
| Şaban Piriş | : | Sonunda yapacağını yaptın, Sen nankörün birisin! |
| Suat Yıldırım | : | "Sonunda da bildiğin o işi yapmıştın. Sen doğrusu nankörün tekisin!" |
| Süleyman Ateş | : | "Ve sonunda o yaptığını da yaptın, sen nankörlerden birisin." |
| Tefhim-ul Kuran | : | «Ve sen, yapacağın işi (cinayeti) de işledin; sen nankörlerdensin.» |
| Ümit Şimşek | : | 'Ondan sonra da yapacağını yaptın. Sen nankörün birisin.' |
| Yaşar Nuri Öztürk | : | "Ve sonunda o yaptığını da yaptın. Nankörlerden birisin sen." |