Ve enneke lâ tazmeu fîhâ ve lâ tadhâ.
| İmam İskender Ali Mihr
| : | Ve muhakkak ki sen, orada susamazsın ve (sıcaktan) yanmazsın. |
| Diyanet İşleri | : | “Orada ne susuzluk çekersin, ne de güneş altında kalırsın.” |
| Abdulbaki Gölpınarlı | : | Ve sen orada susamazsın, güneşin harâreti de dokunmaz sana. |
| Adem Uğur | : | Yine burada sen, susuzluk çekmeyecek, sıcaktan da bunalmayacaksın. |
| Ahmed Hulusi | : | "Kesinlikle sen onda (yeni madde - biyolojik bedensiz yaratılışın dolayısıyla) ne susarsın ne de güneşten yanarsın!" |
| Ahmet Tekin | : | 'Sen Cennet’te susuzluk çekmeyecek, sıcaktan da bunalmayacaksın.' |
| Ahmet Varol | : | Ve sen orada susamayacak ve güneş sıcağında yanmayacaksın. |
| Ali Bulaç | : | Ve gerçekten sen burada susamayacaksın ve güneş altında yanmayacaksın da." |
| Ali Fikri Yavuz | : | Ve sen orada susamazsın, güneşte yanmazsın.” |
| Bekir Sadak | : | (117-11) 9 «Ey Adem! Dogrusu bu, senin ve esinin dusmanidir. Sakin sizi cennetten cikarmasin, yoksa bedbaht olursun. Dogrusu cennette ne acikirsin, ne de ciplak kalirsin; orada ne susarsin de ne de gunesin sicaginda kalirsin» dedik. |
| Celal Yıldırım | : | Ve sen orada susamazsın, güneşte de yanmazsın. |
| Diyanet İşleri (eski) | : | (116-119) 'Ey Adem! Doğrusu bu, senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa bedbaht olursun. Doğrusu cennette ne acıkırsın, ne de çıplak kalırsın; orada ne susarsın ne de güneşin sıcağında kalırsın' dedik. |
| Diyanet Vakfi | : | Yine burada sen, susuzluk çekmeyecek, sıcaktan da bunalmayacaksın. |
| Edip Yüksel | : | 'Burda ne susuzluk çeker, ne de sıcaktan bunalırsın.' |
| Elmalılı Hamdi Yazır | : | Ve sen orada susamazsın ve Güneşte yanmazsın |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş) | : | ve sen orada susamazsın ve güneşte yanmazsın.» dedik. |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) | : | Ve sen orada ne susarsın, ne de güneşin sıcağında kalırsın» |
| Fizilal-il Kuran | : | Yine burada susuzluk çekmeyecek, sıcaktan kavrulmayacaksın. |
| Gültekin Onan | : | Ve gerçekten sen burada susamayacaksın ve güneş altında yanmayacaksın da." |
| Hasan Basri Çantay | : | «Ve sen hakıykaten burada susamayacaksın, Güneş (in sıcağı altında da) kalmayacaksın». |
| Hayrat Neşriyat | : | 'Ve şübhesiz ki sen, burada ne susarsın, ne de sıcakta kalırsın.' |
| İbni Kesir | : | Orada ne susarsın, ne de güneşte yanarsın. |
| Muhammed Esed | : | keza, orada susamaman ve güneşin sıcaklığından etkilenmemen de sağlanmıştır". |
| Ömer Nasuhi Bilmen | : | «Ve şüphesiz ki, sen orada susamazsın ve güneşin hararetine uğramazsın.» |
| Ömer Öngüt | : | “Orada ne susarsın, ne de sıcaklığın sıkıntısını duyarsın. ” |
| Şaban Piriş | : | Ne susuzluk hissedersin ne de güneşte yanarsın. |
| Suat Yıldırım | : | (118-119) "Sen cennette asla açlık çekmeyecek, asla çıplak kalmayacaksın. Orada asla susuzluk çekmeyecek ve güneşin kavurucu sıcağına mâruz kalmayacaksın. |
| Süleyman Ateş | : | "Ve sen susamayacaksın, kuşluk vakti güneşi(nin ısısı)ndan etkilenmeyeceksin." |
| Tefhim-ul Kuran | : | Ve gerçekten sen burada susamayacaksın ve güneş altında yanmayacaksın da.» |
| Ümit Şimşek | : | 'Susuzluk duymazsın, güneşin sıcağını da çekmezsin.' |
| Yaşar Nuri Öztürk | : | "Ve sen burada ne susayacaksın ne de güneşten yanacaksın." |