فَلَعَلَّكَ بَاخِعٌ نَّفْسَكَ عَلَى آثَارِهِمْ إِن لَّمْ يُؤْمِنُوا بِهَذَا الْحَدِيثِ أَسَفًا
Fe lealleke bâhiun nefseke alâ âsârihim in lem yu'minû bi hâzel hadîsi esefâ(esefen).
| İmam İskender Ali Mihr
| : | Bu durumda eğer onlar, (Kur'ân-ı Kerim'deki) bu sözlere inanmazlarsa, onların arkalarından üzülerek neredeyse kendini helâk edeceksin. |
| Diyanet İşleri | : | Demek sen, bu söze (Kur’an’a) inanmazlarsa, arkalarından üzülerek âdeta kendini tüketeceksin! |
| Abdulbaki Gölpınarlı | : | Şu Kur'ân'a inanmadıkları ve senden yüz çevirdikleri için üzülüp hayıflanarak kendini helâk mi edeceksin? |
| Adem Uğur | : | Bu yeni Kitab'a inanmazlarsa (ve bu yüzden helâk olurlarsa) arkalarından üzüntüyle neredeyse kendini harap edeceksin. |
| Ahmed Hulusi | : | Şimdi bu olaya iman etmezlerse, arkalarından, kendini harap edercesine üzecek misin? |
| Ahmet Tekin | : | Onlar bu söze, Kur’ân’a inanmazlarsa, onların peşinde, üzüntüden kendini mi harap edeceksin? |
| Ahmet Varol | : | Demek bu söze inanmayacak olurlarsa, arkalarından üzülerek neredeyse kendini mahvedeceksin. |
| Ali Bulaç | : | Şimdi onlar bu söze (Kur'an'a) inanmayacak olurlarsa sen, onların peşi sıra esef ederek kendini kahredeceksin (öyle mi)? |
| Ali Fikri Yavuz | : | Şimdi bu Kur’ân’a iman etmezlerse, belki arkalarından esef ederek kendini üzeceksin. |
| Bekir Sadak | : | Bu soze inanmayanlarin ardindan uzulerek nerdeyse kendini mahvedeceksin! |
| Celal Yıldırım | : | Bu söze (Kur'ân'a) inanmıyacak olurlarsa, arkalarından üzüntü duyup hayıflanarak kendini yoksa tüketecek misin ? |
| Diyanet İşleri (eski) | : | Bu söze inanmayanların ardından üzülerek nerdeyse kendini mahvedeceksin! |
| Diyanet Vakfi | : | Bu yeni Kitab'a inanmazlarsa (ve bu yüzden helâk olurlarsa) arkalarından üzüntüyle neredeyse kendini harap edeceksin. |
| Edip Yüksel | : | Bu söze inanmazlarsa onların ardından kendini sorumlu tutarak suçlayacaksın, üzüleceksin (öyle mi)? |
| Elmalılı Hamdi Yazır | : | Şimdi bu söze inanmazlarsa belki arkalarından esef ile kendini üzeceksin |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş) | : | Şimdi bu söze (Kur'an'a) inanmazlarsa belki arkalarından üzülerek kendini tüketeceksin! |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) | : | (Ey Muhammed!) Demek onlar, bu söze (kitaba) inanmazlarsa, onların peşinde üzüle üzüle kendini helak edeceksin! |
| Fizilal-il Kuran | : | Ey Muhammed, eğer onlar bu yeni mesaja (Kur'ana) inanmazlarsa, arkalarından duyacağın üzüntü sebebi ile neredeyse kendini mahvedeceksin. |
| Gültekin Onan | : | Şimdi onlar bu söze (Kuran'a) inanmayacak olurlarsa, sen onların peşi sıra esef ederek kendini kahredeceksin (öyle mi)? |
| Hasan Basri Çantay | : | Demek, bu söze (Kur'ana) inanmazlarsa bir üzüntü duyarak arkalarından kendini aadetâ tüketeceksin! |
| Hayrat Neşriyat | : | Şimdi bu söze (Kur’ân’a) îmân etmezlerse, belki sen arkalarından üzülerek kendini harâb edeceksin! |
| İbni Kesir | : | Demek ki bu söze inanmayanların ardından üzülerek neredeyse kendini mahvedeceksin. |
| Muhammed Esed | : | Peki ama, onlar bu mesaja inanmak istemiyorlarsa, (inansınlar diye) kendini mi paralayacaksın? |
| Ömer Nasuhi Bilmen | : | Demek ki, onlar bu Kur'an'a inanmazlarsa arkalarından bir şiddetli hüzün ile kendini tüketeceksin. |
| Ömer Öngüt | : | Demek bu söze inanmazlarsa arkalarından üzülerek neredeyse kendini tüketeceksin Resulüm! |
| Şaban Piriş | : | -Belki de sen, bu söze iman etmiyorlar diye onların arkasından üzüntüden kendini helak edeceksin. |
| Suat Yıldırım | : | Şimdi, bu söze inanmazlarsa, demek sen onların ardına düşüp nerdeyse kendi kendini yiyip tüketeceksin! |
| Süleyman Ateş | : | Herhalde sen, onlar bu söze inanmıyorlar diye, peşlerinde üzüntüden kendini helâk edeceksin! |
| Tefhim-ul Kuran | : | Şimdi onlar bu söze (Kur'an'a) inanmayacak olurlarsa sen, onların peşi sıra esef ederek kendini kahredeceksin (öyle mi) ? |
| Ümit Şimşek | : | Onlar bu Kur'ân'a inanmıyorlar diye onların arkalarından eseflenmekle neredeyse kendini tüketeceksin. |
| Yaşar Nuri Öztürk | : | Şimdi sen, bu söze inanmazlarsa, belki de arkalarından kendini eritircesine üzüleceksin. |